Fırsatın varken kaçıp gitmeliydin,
Ben peşine düştüğümde acım dinmeliydi.
Etrafına neşe saçan iyilik meleği,
Sıra bana geldiğinde kaçık bir deliydi.
Suçu bende arar sorsanız kendisine,
Suyun içinde nefes almak gibisin,
Ciğerlerim seninle dolu.
Nefes vermeye korkar oldum;
Acaba içimde eksiliyor musun?
Güneşe bakmak kadar zor seni yazmak,
Sana anlatacağım bir şey kalmadı,
Tükettim kelimeleri, yokluğuna adadım.
Sayfalarca dil döktüm, hiç birisi ulaşmadı mı? İstemsizce yazıyorum, gözlerim kan çanağı.
Yaktığım sigaranın dumanı da dağıldı.
Sevdanın yükü sandığımdan ağırmış.
Bir kapı kapanır, bir duvar çekilir öne,
Sanırsın ki her menzil dönmüştür düne.
Boşluğa düşer adım, kararsızdır yine,
Oysa her yol bir adımla başlar görünmeye.
En çetin yokuşların bir inişi vardır,
Öyle çok bekledim ki seni,
Masamda yarım kalmış soğuk bir çay.
Dolapta unutulmuş küflü bir peynir.
Kış günü sokaktaki bir evsiz gibi.
Ve hiç bitmedi o kış sanki.
Bu döngüye hep tutsak dilim,
sana seni anlatır aptal gibi
Kendini dinlemek cesaret ister,
bu yüzden belki bulamadım seni.
Meftun gönlüm aşkına erir,
Söyleyecek sözüm kalmadı artık,
Gönül yoruldu, bu sevda yara aldı.
Yüzüme gülen o masken yırtıldı,
Beni bıraktığın acıyla bir karar aldık.
Bu karar, sensiz yola devamdır,
Yaktım gemileri, liman kalmadı.
Yazdıkça yüküm hafifler sandım,
Üst üste bindi dertler, sabır azaldı.
Eskiden sadece gelmeni umardım;
Sensizlik şimdi kalemimde nazarlık.
Aman nazar değmesin, ona muhtacım.
Düşlerimde ulaş bana, adı sevdayla anılan
Eski kırgınlıklar bitsin, barışalım umut olur yarına
İkimizde istemezdik biliyorum, kim bulaştı kanına
Hangi zehir ziyan etti, kim dokundu saf yanına.
Bir damla gözyaşına bile kıyamam senin
Seni uzaktan izliyorum, içimde bir huşu;
Gülüşün bir medeniyetin yeniden doğuşu.
Yanaklarına düşen gamzeler,
Sana bir hediye, Tanrı’nın son dokunuşu.
Gözlerime kazınmış suretin, cismin;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!