Şehvet Seli Şiiri - Kasım Kobakçı

Kasım Kobakçı
4447

ŞİİR


10

TAKİPÇİ

Şehvet Seli

Ben gizlice, odana sızmış şehvet seliyim,
Teninde alev alev gezinen, kor arzular.
Sınırları aşan, bir günahkarın eliyim,
Gözlerinde büyür ihtiras, alevi yanar.
*
Uykuya boyanmış, o çıplak ve yakıcı ten,
Islak dokunuşların içine, ansız düşen,
Şehvetin doruğunda, sana itaat eden,
Mantığını unutup, gece hep seni arar.
*
En gizli fanteziyi, ortaya döken bakış,
Tuzağına düşüren o sıcak, ılık akış,
Ruhunu teslim alan, başkaldıran bir çıkış,
Bu öyle bir rüya ki, insan içine dalar.
*
Ekrandaki titreyen hayallerin pençesi,
Sana hep fısıldayan, yasak meyvenin sesi,
Zihnini köreltmenin, o güzel bahanesi,
Aklın kapılarını, gizlice gelip çalar.
*
Erotik bir romanın, açılmış sayfasıyım,
En derine inen, o arzunun dalgasıyım,
Ter içinde uyanan, ruhun kıvrılmasıyım,
Kor gibi öpücükler, boyun kökünü yalar.
*
Eş cinsel fantezinin, ucu bucağı yoktur,
Seni senden alacak, gizemli yönü çoktur,
Toplumun ahlakına, atılan zehir oktur,
Bir bakışla, bu sevda elini kolu bağlar.
*
Flaşların patladığı, o çok asi fotoğraf,
En kirli duyguları sunan, o süslü bir raf,
Ne ahlak dinler asla, ne de o büyük bir laf,
Kalbinin ortasından, coşkulu seller çağlar.
*
Sevişme sahnesinde, duraklatılan anım,
Sana zevki sunarken, kaynar damarda kanım,
Bırak artık kendini, desinler ki insanım,
Aşkın kanunsuzluğu, aşılmaz yüce dağlar.
*
Göğüslerin üstüne, dökülen bir şarapsın,
Şehvetin uçurumunda, gezinen serapsın,
Günahların içinde, sen kendine mehtapsın,
Zevkin bedeli vardır, geceler her gün ağlar.
*
Kameranın önünde, oynanan oyunlarda,
Sadece iki kişi, aslında bu oyunda,
Büyük bir istek vardır, çıplak beden boyunda,
Tutkunun kesinliği, hemen akılda karar.
*
En derin fanteziyi, saklayan belleklerim,
Seni günah içine, çekmek için beklerim,
Gece olunca, çarpar bu çılgın yüreklerim,
Arsız olan bu duygu, bütün vücudu sarar.
*
Üzerindeki giysi, ağır ağır sıyrılsın,
O masum görünümün, parça parça kırılsın,
Boyunun etrafına, terli kollar sarılsın,
Pornografik rüyalar, insan nefsine yarar.
*
Sınır tanımayan, o arzulardaki gidiş,
Kalbe hapsedilen, o gizli dokunuş bitiş,
Ahlakın kıyısından, uzağa asi itiş,
Geceyi bölen o ses, arıyor sağlam duvar.
*
Şehvetin ateşiyle, demlendiği sıcak dem,
Senin gizli dünyanda, bitiyor bütün matem,
Çıplaklığın içinde, eriyip biter sitem,
Onun dokunuşudur, seni itecek kenar.
*
Kirli bir filmin içinde, oynanan baş rolüm,
Senin asla kopmayacağın, o sağlam düğüm,
Ben ateşten gömleğim, sanki yakıcı ölüm,
O arsız heyecanlar, kabarır damar damar.
*
Sınırsız erotizmin, dorukta olduğu an,
Heyecanla çarpıyor, akılsız deli bu can,
Utancı kaldırıp, at içine zehir dolan,
Bakışların içinde, gizlenmiş kirli kumar.
*
İnternetin derinliklerinde, gez de hemen,
Sen aslında, mükemmel kölesin bunu bilen,
Ekranların ardından, senin aklını çelen,
Şehvet rüzgarı, gelip yüzüne vurur şamar.
*
Otel odalarında, gizlice eden telaş,
İçine çekecektir, bu tuzak seni yavaş,
Başlayacak arzular, içinde büyük savaş,
Tenin üzerindeki düğümü, hemen açar.
*
Çıplak fotoğrafların sızdığı, o ağlardan,
Karşına çıkıverir, hiç umulmadık andan,
Zevkin kölesi olmak, çekiliyor bu kandan,
Utanç denilen duygu, pır diye hemen uçar.
*
Toplumun iki yüzlü, ahlak anlayışıyım,
Günah denilen okun, serin aldatışıyım,
Gece olunca yanan, ateşin satışıyım,
Herkes korkup gizlice, hep karanlığa kaçar.
*
Porno yıldızlarının, sahte gülüşleriyim,
Yasak odalardaki, doyurma işleriyim,
Hayale sığmayacak, o zevk gidişleriyim,
Kirlenmiş bozuk zihin, etrafa zehir saçar.
*
İnsan doğasındaki, hayvanca içgüdüyüm,
Senin o saklamaya çalıştığın, kör düğüm,
Her yeni gün içinde, aynalarda gördüğüm,
İradesi zayıf kul, kendi içinde naçar.
*
Çıplak heykellerdeki, estetik dokunuşum,
Etten kemikten olan, hevesle dolu kuşum,
Sanat adı altında, dikleşmiş bir duruşum,
İnce bir çizgiden, aşk damla damla hep akar.
*
Ahlak bekçilerinin, gizlice izlediği,
Ulu orta sövüp de, içinden gizlediği,
Bir an olsa yaşamak için, hep özlediği,
Sınırsız o tutkular, insan ruhuna bakar.
*
Yasak olan meyveyi, koparıp da ısırmak,
Gözleri kapayarak, ateşinde ısınmak,
Günahkar bir gecenin, şehvetine sığınmak,
Kışkırtıcı o detay, hep canları da yakar.
*
Görüntünün gücünden doğan, koca bir devim,
Geceyi parçalayan, arsız deli alevim,
İnsanı esir alan, büyülü sıcak evim,
Eski ahlak putunu, bu haz boyuna takar.
*
Bağımlılık yaratan, gizemli bir irade,
Gerçek sevgi yerine sunulan, duygu sahte,
Teslim olur bedenler, verilen o son ahte,
Sonsuz o videolar, insan ruhunu sıkar.
*
Filtresiz sahnelerin, göze battığı yerim,
Asla utanma bilmez, sana çılgın mı derim,
Oyunu ben kurarım, günahı ben veririm,
İnsan bu çamurdan, hep sonsuz zirveye çıkar.
*
Ahlak bekçisi olup, gizli gizli girenler,
Zevkin kölesi olup, sona kadar erenler,
Ekranlarda, bu kirli rüyaları görenler,
Yalancı erdemlerden, bir gün illallah bıkar.
*
O sanal o rüyaların, içine düşen yüzler,
İzlenen her video, utancı ince gizler,
Kimsesiz odalarda, sadece iki gözler,
Sahte olan gülüşler, evlilikleri yıkar.
*
Poşetlere sarılan, sapkın dergilerim ben,
Her sayfasında ayrı, ateşte yanan o ten,
Kendini aklamaya çalışıp duran, o sen,
İçindeki bu yasak, tohumu dışa atar.
*
Mülkiyeti alınmış, o satılık bedenler,
Bir ekran arkasından, bu zevki izleyenler,
Hiç sonu gelmeyecek sanki, kötü nedenler,
Günah denizi içinde, insanlık hep batar.
*
Yüzsüz itirafların, derinliğine inen,
Bozuk zihinlerinde, çalışıp zevkle binen,
Şehvet ekranlarında, yavaş yavaş hep sinen,
Arsız günah pazarı, hep uyuşuktur yatar.
*
Doruğa ulaşacak, o sahte zevk çığlığı,
Mülk edinmiş kendine, iğrençtir o sığlığı,
Sanal alemlerdeki, o meşhur ıssızlığı,
Ucuz romanlar gibi, insanın yüze çatar.
*
Vücudun meta olup, sergilendiği rafım,
Bu pis sektör içinde, en önde gelen safım,
Ne gizlim var benim, ne üstü kapalı gafım,
Hep şehvet isteyene, bu sistem beden satar.
*
Kişisel fanteziler, pazarına dönüştü,
Masum duygular, artık resimlerle bölüştü,
Gözler ekranda olan, her detayla öpüştü,
O vizyonsuz yönetmen, filme hep şehvet katar.
*
Sevgi yerine koymuş, sadece iğrenç seksi,
Yoldan çıkan akılda, bitiyor aslın hepsi,
O zehirli meyvenin, sunulduğu bu tepsi,
İnsan doğası için, mevcut kötülük artar.
*
Ahlakı ayaklar altına alıp da, ezen,
Dijital koridorda, hep gece gece gezen,
O yanan ruhları, utanca boğup da üzen,
O pornografik kalem, aşkı silerek yazar.
*
Yüreğin içindeki, o bozuk pis tutunak,
Bütün sinirlerine, atılmış ağır mızrak,
Savunmasız kalarak gidilen, son bir durak,
Hevesler uğruna kul, insanlık andı bozar.
*
Ucu bucağı olmayan, bir sahte pis heves,
Yatak odalarına giren, boğucu nefes,
Yok edilen insana, altından veren kafes,
Kirli gece günahı, mezarı derin kazar.
*
Bilinçaltına inen, korkunç bir enfeksiyon,
Şehvet komasına girmiş, düzenli bir misyon,
Gözler önüne gelen, utanmaz bir aksiyon,
Ulu orta sevişen, utançtan ölüp kızar.
*
Ahlak kurallarını, tek tek ezip geçenler,
Yasak olan günahı, gözü yumup içenler,
Ruhun saflığı yerine, hep zevki seçenler,
Sudan mahrum, o toprak altından inci sızar.
*
Çıplaklığı modanın adıyla, bize sunan,
O parlak ekranlara, her dem korkmadan konan,
Arzunun doruğunda, hiç haya yok hep kanan,
Yüzsüz fanteziler de, hep içinde çok azar.
*
Çirkin bir tavır alıp, hep ileriye geçen,
Çocukluğun üstüne batan, yakıcı diken,
Günaha davetiye verip, karanlık çöken,
Tortusu kalan, o gece içinde hep tozar.
*
O utanmaz sektörün, gözü dönmüş haliyim,
O şehvetin taştığı evin, öz delisiyim,
Tahta kurulmuş yasak, insan aklı seliyim,
Sabrın tükendiği o yerde, sınır hep taşar.
*
Bir makine gibi, zevke esir o bedenler,
Ahlakı çıkarıp, hep cehenneme gidenler,
O insanlık adını, yok edip mahvedenler,
Mankurtlaşmış bir beyin, bu pis hayatı yaşar.
*
Sanal rüya içinde, masum istek gerçek mi?
Günah meyvesinden tadan, ahlaksız erkek mi?
İki yüzlü asi insan, pis sirkte köpek mi?
Fıtratını yok eden günah, boyunu aşar.
*
Mahremiyeti yıkan, o pornografik pislik,
Ruha atılan, iğrenç asi leke ve islik,
Toplumun ortasında artan, o kimsesizlik,
Aşağılık şehvete, akıl sır ona şaşar.
*
Zihinleri kemiren, iğrenç bir solucanım,
Gerçek aşkın düşmanı olan, bir sahte canım,
Kalbi istila etti, dolup taştı bu kanım,
Vahşi insan doğası, rüyalar dışa koşar.
*
Sonsuz bir zevk vaadi, bu isteği gizleyen,
Piksel piksel inerek, o teni hep izleyen,
Masum ruhlar içinde, cehennemi özleyen,
En son manzarasında, cesetler kanar coşar.

Kasım Kobakçı
Kayıt Tarihi : 7.07.2026 01:53:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!