Bugün yine bir parkta oturuyorum... Karşımda yürüyen insanlar var.
Kimisi el ele, kimisi omuz omuza, kimisi birbirine kilometrelerce uzak...
Aynı kaldırımda yürüyorlar ama aynı hayatı yaşamıyorlar.
İnsan uzaktan bakınca herkes mutlu sanıyor.
Oysa her pencerenin perdesinin arkasında kimsenin bilmediği bir hikâye var.
...
Genç bir kız geçti önümden.
Telefonunda bir fotoğrafa uzun uzun baktı. Sonra sessizce ekranı kapattı.
İçinden şöyle dedi sanki...
Bana dünyanın en güzel sözlerini söylemişti ,Ben de onları sevgi sandım.
Meğer güzel konuşmak başka ,güzel yaşatmak başkaymış.
Bir zamanlar bir çiçekle mutlu olan kadın, şimdi yüksek seslerden korkuyor.
Çünkü... Saygının olmadığı yerde sevgi çoktan evi terk etmiş oluyor.
...
Biraz ileride yalnız yürüyen bir adam gördüm.
Elleri cebinde... Başı önde...
Kimse bilmiyor ama o da kendi içinde konuşuyor.
Ben adam olmayı para kazanmak sandım ,
Dinlemeyi unuttum ,Anlamayı unuttum ,
Haklı çıkmaya çalışırken , sevdiğim insanı kaybettim.
İnsan bazen en büyük yenilgiyi kimseye belli etmeden yaşarmış.
...
Başka bir ev...
Duvarlar sessiz.
Masada iki tabak var.
Ama sofrada iki yabancı oturuyor.
Bir zamanlar göz göze bakarak gülen insanlar,
şimdi aynı masada birbirlerinin yüzüne bile bakmıyor.
Çünkü aşk, bir günde bitmiyor.
Önce saygı eksiliyor.
Sonra güven.
Sonra sesler yükseliyor.
En sonunda evin içinde sadece suskunluk kalıyor.
...
Bir çocuk odasında oyuncaklar hâlâ yerinde duruyor.
Ama çocuk annesiyle babasının gözlerine bakarak büyümüyor artık.
Kapıların sert kapanışını öğreniyor.
Sessiz ağlamayı öğreniyor.
Kimse ona öğretmedi.
Hayat öğretti.
...
Sokakta yürürken başka bir kadın görüyorum.
Yüzünde dünden kalma makyaj var.
Gülüyor.
Ama gözleri başka bir hikâye anlatıyor.
Keşke ilk kırıldığım gün gitseydim,
Çünkü bazı insanlar özür dilemeyi değişmek sanıyor.
Oysa aynı acıyı tekrar yaşatan özür, yalnızca ertelenmiş bir yaradır.
...
Bir adam daha...
Bankta tek başına oturuyor.
Elinde eski bir yüzük.
Ben onu kaybetmedim ,Önce saygıyı kaybettim ,Sonra güveni...
En sonunda onu...
İnsan, en çok da geç anladığı doğruların yükünü taşıyor.
...
Hayat bana şunu öğretti.
Anlık mutluluklar ömür boyu sürmüyor.
Bir hevesin peşinden koşarken bazen koskoca bir ömür yoruluyor.
Çünkü tutku, ilk rüzgârda gelir.
Ama karakter, fırtınada belli olur.
...
Seni gerçekten seven insan,
önce sesini incitmez.
Sonra kalbini.
Sonra hayallerini.
Çünkü sevmek, sahip olmak değildir.
Sevmek, emanet bilmektir.
Ve emanet, saygıyla korunur.
...
Bugün yine banktan kalkacağım.
Yoldan geçen insanlar yine birbirine benzeyecek.
Ama artık biliyorum...
Bazı insanlar ömürlerini yanlış insanı seçerek tüketiyor.
Bazılarıysa , doğru insanı bulduğu için değil,
doğru insan olmayı başardığı için mutlu oluyor.
Ve unutma...
Anlık mutluluk, koskoca bir ömre yayılmaz.
Sana gerçekten değer veren insan, her şeyden önce sana saygı duyar.
Çünkü hevesin getirdiği rüzgâr dindiğinde , geriye sevgi kalmıyorsa ,orada sadece kırılmış kalpler , yıkılmış hayatlar ve dinmek bilmeyen fırtınalar kalır.
Çünkü insanın en büyük şansı da, en ağır sınavı da kendi seçimleridir.
Ve bazen...
İnsan , kaderini , attığı ilk adımda seçer.
...
Sonra düşünüyorum...
Neden bazı insanlar aynı acıyı defalarca yaşıyor ?
Belki de sebep, karşısındaki insan değil.
Kırıldığını bile bile aynı kapıyı çalmaya devam etmesi.
İnsan bazen başkasına değil , kendi sessizliğine yeniliyor.
...
Bir gün yaşlı bir amcayı dinlemiştim.
"Evlat" demişti.
Bir evi ayakta tutan beton değildir , iki insanın birbirine duyduğu saygıdır..
O gün anlamamıştım...Bugün görüyorum...
Koskoca evler yıkılmıyor aslında...
İçindeki insanlar birbirine yabancılaşıyor.
...
Bir kadın...
Elinde kahvesi, pencerenin önünde durmuş.
Yağmuru izliyor.
Kendi kendine fısıldıyor,
Ben senden mucize istemedim,
Biraz anlayış , biraz merhamet , biraz da saygı...
Hepsi buydu...
İnsan, en çokta ," çok şey istediğini" sandığı için suçlanıyor.
Oysa bazen tek istediği, incinmeden yaşayabilmek oluyor.
...
Bir adam...
Gece herkes uyuduktan sonra salonda tek başına oturuyor.
Televizyon açık.
Ama gözleri hiçbir şeyi izlemiyor.
Sessizce düşünüyor.
Keşke sesimi yükseltmeden de , kendimi anlatabileceğimi bilseydim...
Çünkü öfke geçtiğinde , geriye söylenen sözler ve kırılan kalpler kalıyor.
Ve bazı cümlelerin geri dönüşü olmuyor.
...
Hayat kimseye aynı dersi iki kere vermiyor.
Ama insan , aynı yanlışı defalarca yaşayabiliyor.
Çünkü bazı seçimler , yalnızca bugünü değil , yarınları da yanında götürüyor.
İşte bu yüzden...
Bir insanı seçmeden önce , yüzüne değil , karakterine bak.
Sözlerine değil , davranışlarına bak.
Çünkü sözler kulağa dokunur.
Davranışlar ise bir ömrün kaderine...
...
Bazen düşünüyorum...
İnsan neden ilk kırıldığı yerden , en son vazgeçiyor ?
Belki de sevdiğinden değil...
Verdiği emekten kopamıyor.
Kurduğu hayalleri tek başına toprağa gömmek zor geliyor.
Bu yüzden göz göre göre susuyor.
Her susuşunda bir parçasını daha kaybediyor.
...
Sonra bir anne görüyorum.
Çocuğunun saçını okşarken gülümsemeye çalışıyor.
Ama çocuklar...
İnsanların sakladığı acıları gözlerinden okuyor.
Anne... iyi misin ?
Ne kadar küçük bir soru...
Ama bazen koskoca bir hayatın yükünü taşıyor.
...
Bir baba görüyorum.
İşten dönmüş.
Yorgun...
Sessiz...
Kimseye belli etmiyor.
Çünkü ona yıllarca,
"Erkekler" ağlamaz demişler.
Kim söylemiş bunu ?
Kalbinin canı yanınca gözleri dolmayan hangi insan var ?
Belki de en çok susturulanlar , en derin yaraları taşıyor.
...
Hayat...
Aslında kimseyi bir anda değiştirmiyor.
İnsan , küçük tavizlerle değişiyor.
Bir gün saygısından vazgeçiyor.
Ertesi gün kendinden...
Sonra bir bakıyor ki aynaya , baktığında tanıdığı kişi çoktan gitmiş.
...
İçimden bir ses diyor ki
Bir insan seni seviyorsa , seni korkutarak yanında tutmaya çalışmaz.
Sana değer veriyorsa , seni eksilterek büyümez.
Çünkü sevgi , birini küçültmek değil , birlikte büyüyebilmektir...
...
Şimdi etrafıma yeniden bakıyorum.
Yürüyen insanlar...
Koşturan çocuklar...
Yaşlı çiftler...
Yalnız banklar...
Her biri bana aynı şeyi anlatıyor.
Hayat , kimin haklı olduğu ile değil,
kimin vicdanını kaybetmediği ile hatırlanıyor.
Ve bazen...
Bir ömrün yönünü değiştiren şey , büyük kararlar değil , göz ardı ettiğimiz küçük işaretler oluyor.
...
Saat ilerliyor...
Bankta oturmaya devam ediyorum.
Kalabalık değişiyor.
Yüzler değişiyor.
Ama hikâyeler...
Sanki birbirinin devamı.
Bir kadın, arkasına bile bakmadan yürüyüp gidiyor.
Bir adam, gitmesini izlemekten başka hiçbir şey yapamıyor.
O an anlıyorum ki , bazı vedalar , o gün başlamıyor.
Aylar önce edilen bir kırıcı sözde...
Dinlenmeyen bir cümlede...
Görmezden gelinen bir gözyaşında başlıyor.
...
İnsan sevgiyi bir anda kaybetmiyor.
Sevgi , her incinişte bir parça eksiliyor.
Her değersiz hissettirilişte , biraz daha susuyor.
En sonunda'da , gitmeden önce çoktan gitmiş oluyor.
...
Kendi kendime soruyorum...sende sor buraya kadar okuduk yada dinlediler...
Acaba insanlar gerçekten değişiyor mu ?
Sonra içimden başka bir ses cevap veriyor.
Hayır...
İnsan , elindeki gücü görünce gerçek yüzünü göstermeye başlıyor.
İşte bu yüzden,
karakter...
En güzel günlerde değil , en öfkeli anlarda belli oluyor.
...
Ne garip...
Bir zamanlar "Onsuz yapamam" dediğimiz insanlar , gün geliyor , bize en büyük yalnızlığı öğretiyor.
Ve yine bir gün , hiç tanımadığımız biri , yeniden güvenmeyi...yeniden gülmeyi...yeniden yaşamayı öğretiyor.
Demek ki mesele , yalnız kalmak değilmiş.
Yanlış insanla kalmaya razı olmakmış.
...
Şimdi kalkmadan önce son kez etrafa bakıyorum.
Kim bilir , yanımdan geçen kaç insan kendi seçiminin yükünü taşıyor ?
Kaçı , bir zamanlar görmezden geldiği işaretleri bugün hatırlıyor ?
Kaçı , "Keşke..." kelimesini her gece yastığına bırakıp uyuyor ?
Hayat , kimseye geçmişi değiştirme şansı vermiyor.
Ama herkese , bir sonraki adımını seçme hakkını veriyor.
Ve bazen , insanı kurtaran şey , doğru insanı bulmak değil...
Yanlış olanı zamanında bırakabilmek oluyor.
...
Biliyor musun...
İnsan bazen kaderini büyük kararlarla değil , görmezden geldiği küçük işaretlerle yazıyor.
İlk saygısızlığı affediyor.
"Bir daha olmaz " diyor.
İlk yalanı duyuyor.
"Belki bir sebebi vardır " diyor.
İlk kırgınlığı içine atıyor.
"Zamanla düzelir " diyor.
Sonra yıllar geçiyor...
Ve o küçük işaretler , koskoca bir hayatın özeti oluyor.
...
Düşünüyorum da...
Bir ilişkiyi bitiren şey , tek bir kavga değildir.
Tek bir hata da değildir.
İnsan , en çok anlaşılmadığında yoruluyor.
Kendini anlatmaktan vazgeçtiğinde , aslında gitmeye'de başlamış oluyor...
...
Bir kadın sessizce bavulunu topluyor.
Kimseye kızgın değil.
Sadece tükenmiş.
Çünkü bazen insan bağırmayı bırakınca,vazgeçmiş oluyor.
...
Bir adam pencerenin önünde duruyor.
Dışarıda insanlar koşuşturuyor.
Hayat herkes için devam ediyor.
Ama onun içinde , yarım kalmış cümleler dolaşıyor.
Keşke seni dinleseydim...
Keşke haklı olmaya değil , mutlu olmaya çalışsaydım...
Fakat hayatın en ağır yükü,söylenemeyen "keşke"lerdir.
...
Ve şimdi anlıyorum...
Mutluluk,çok büyük şeylerde saklı değil.
İnsana kendini güvende hissettiren bir bakışta...
Korkmadan konuşabildiğin bir seste...
Seni değiştirmeye çalışmayan bir kalpte...
Ve en önemlisi,sana duyulan saygıda saklı.
Çünkü sevgi,zamanla büyüyebilir.
Ama saygı öldüğünde,sevginin nefes alacağı hiçbir yer kalmaz.
...
...
Belki de...
Hayat bize insanları değiştirmeyi değil,
insanları doğru okumayı öğretmeye çalışıyor.
Çünkü bazı gözlergülümserken bile yorulmuş oluyor.
Bazı cümleler,"İyiyim" diye başlıyor,ama yardım çığlığıyla bitiyor.
Ve bazı sevgiler...
Daha başlamadan bitiyor.
Çünkü temeli sevgiyle değil,hevesle atılıyor.
...
Ne zaman bir çift görsem,onların bugününe değil,yarınına bakıyorum.
Çünkü el ele yürümek kolay.
Asıl mesele,fırtına çıktığında aynı eli bırakmamak.
Hastalıkta...
Yoklukta...
Öfkede...
Sessizlikte...
İnsan o zaman belli oluyor.
Çünkü karakter,mutluluğun içinde değil,zorluğun tam ortasında konuşuyor.
...
Bir gün yaşlanacağız,saçlarımız beyazlayacak.
Yüzümüzde yılların izleri olacak.
O gün dönüp baktığımızda,aklımızda ne pahalı hediyeler kalacak,ne gösterişli sofralar...
Hatırlayacağımız tek şey,yanımızdaki insanın bize nasıl hissettirdiği olacak.
Kendimizi değerli mi hissettik...
Yoksa her geçen gün biraz daha eksildik mi...
İşte bütün ömür,belki de bu sorunun cevabında saklı olacak
...
Ve biliyor musun...
İnsan yanlış insanı seçtiğinde,yalnızca kalbini kaybetmiyor.
Gülüşünü kaybediyor.
Uykusunu kaybediyor.
Kendine olan inancını kaybediyor.
Bazen de,hayata yeniden başlayacak cesaretini...
İşte bu yüzden,bir ömrü paylaşacağın insanı seçerken,kalbin kadar vicdanını da dinle.
Çünkü kalp,bazen özler.
Ama vicdan,gerçeği en başından bilir...
Kayıt Tarihi : 8.07.2026 21:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Erkan Tankut Kaleminden " Tankutbey " "oturdum ,insanları izledim " şiirinin devamıdır




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!