Kıskanma eşini, çocuklarını;
Var nice bekârlar, çok da onurlu…
Çoğu evlilerden daha gururlu;
Kör olsun gözleri kısır döngünün…
Güreşme gölgenle, sıkma canını;
Gözümüz yok hiç kimsenin ırmağında, toprağında;
Sözümüz yok hiç kimseye yeter ki rahat durula...
Ay yıldızlı bayrağımız dalgalansın gönderinde,
Minareden ezan sesi eksilmesin ülkemizde...
Harsımızla, marşımızla görkemli tarihimizle
Kazanla pişirir, pek çalım satar;
Pişmişe su katar, kaşıkla verir.
Çömçeyle alırken kaşını çatar;
Ana da, baba da değildir, bilir.
İlgiye, sevgiye muhtaç yürekler;
Acı, ağrı, sızı ve sıkıntılar
Kendilerine hep dost arar durur;
Canlılar içinde ille insanlar
Onlarla birlikte yaşlanıp kurur!
Ağaçlar, çiçekler, yeşil yapraklar
Soğuk su kattılar pişmiş aşına;
Öyle kalakaldın yalnız başına!
Ara ki bulasın bir dert ortağı;
Unut gitsin kuru sıkı atağı!
Yoktur sana senden daha güçlü dost,
Dışın içini söyler, davranışın özünü;
Sevmez kimse hayrına kaşını ve gözünü.
Renklerin de dili var, desenler de konuşur;
Biraz yüz göz olunca ilişkiler kokuşur.
Allah’ın ilk emri, bizlere, ‘Oku! ’
Oku, mantığını hayli sık doku.
Sindirerek oku, beynin ışısın,
Ufkun genişlesin, kalbin ısınsın.
Ardından ikinci emir gelir ‘Yaz! ’
Zamana, mekâna küfretme sakın
İlle de feleğe; yanlış yaparsın…
Her biri soyut ad hem de kavramdır;
Varlığın bunlarla anlam kazanır…
Gücün cansıza mı yetmekte, yazık!
Zamana, mekâna hem de feleğe
Acılı konuşup dönme keleğe…
Kusuru, yanlışı kendinde ara;
Büyük düşün; pişman olursun sonra…
Canlı değiller ki az dövüşesin
Başkalarının omzuna
Tırmanarak koşmayasın;
İnsanların onuruna
Dokunarak coşmayasın!
‘Etme-Bulma! ’ dünyası bu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!