bana
böyle ölümüne yokluğunu hissettiren neydi?
bunaklar gibiydim.
beynimde
düğümleni, düğümleni veriyor kelimeler,
her batan güneşten
anlamsız ilk yazları beklemek
yazmadı ki yazımızı ilk yazlar
sen, ben, biz hepimiz!
yani, çağdaş tutsaklar!
kör tuzaklar bilinç ile bozulur
zorlu yollar birlik ile aşılır
Kafası karışık, kafa tutuyor,
Förtlemiş gözleri her yan korkuyor,
Rakibi yok kimse onu takmıyor,
Havlıyor boşluğa bir köpek gibi
Gelecek mi o gün gecek ise,
Bilirmisiniz cengiz han
Kaç masumu katletti?
O, gaddar adam,
Kaç çocuğu annesiz bıraktı?
Katiller ve zalimler,
Nerde büyüdü böyle?
Gidiyorsun artık ibne
Dönmiyecesin geriye
Yargı bekliyor bak seni
Yağlı urgana gelesin
Yaptıkların ettiklerin
Bir şarkı besteliyorum
Yatarken banklar üstünde
Barınağım yerine
Esinlenip en olmayacak şeylerden
Doğanın acımasızlığından örneğin
Bir şarkı besteliyorum
Artık duygu ve düşünce ne kadar anlamlı, bilmiyorum. İnsan görünümlü yaratıklar, bu kutsal milleti öyle acımasız bir şekilde soyuyor ki, bu ortamda ne düşünülür bilmiyorum. Bir bakan düşünün ki, başı örtülü, bayan bakan öyle uyanık ki, kendi aklınca bir ülkeyi kandıracak. Bunun için aynı model bir kaç araba yeter diyor. Bu akıllı bakan kendi ülkesini kaldırdığı gibi başka bir ülkeyi de kandıracağını sanıyor. Bu hainler topluluğu ülkeyi babalarından miras kalmışta, kendilerince har vurup harman savunuyorlar. Bu başı örtülü bakan, namuslu, namuslu olmasa başını örtmez (kendileri başı örtmeyi namus kabul etkilerinden) bu bakan, milyonlarca dolarlık ihaleleri kendi bacısına verdirir. Bunun da savunmasını "bizim dinimiz, akrabaya yardımı emrediyor" diye savunan başka türlü millet vekili olan yaratıklar da var.
Bu bakan, tüm tv kanallarında nasıl mağdur edildiğini anlatırken, başbakan, cumhurbaşkanı hemen hemen herkes bu bakanın yanında yer almakta.
Bu bakan ve bu bakan gibi düşünenler yüzden bir de gurbete çalışan insanlar Hollanda köpeklerine boğdurulmakta. İşin tuhafı, içerde vatandaşı soyan bu zihniyet, dışarı da da vatandaşlarımızı yanlızlaştırmakta. Bu yanlızlaştırma öyle derinleşmekte ki, yıllarca mücadele edilerek kazanılan haklar belki de gurbete yaşam mücadelesi veren bu insanların elinden alınacak. Bunu Almanya zaten dillendirmekte. İkinci vatandaşlık hakklarına sınırlama yanında ikinci vatandaşlık hakkının iptalini şimdiden dillendirmeye başladı. Ve daha da tuhafı cumhurbaşkanı olan zat gurbetçilere 5 çocuk yapın talimatı veriyor. Bu tuhaf adam yurtdışında demokrasi ararıyor, yurt içinde her yere meydan okumakta. Bu deli yürek her nedense herhangi bir muhalifi ile canlı yanında yan yana gelmekte istemez. Başbakan olan gölge adam "ben sana gitme demedim mi" der. Anlaşılan başbakanı kimse takmıyor . Bu anlamda ülkede başbakanlık makamı resmen ilga edildiğinide öğrenmiş oluyoruz.
İşin acı yanı ülkedi kurumlar kendilerini nasıl olurda kendi varlıklarını milletten aldıkları güce rağmen fes ederler. Anlmak mümkün değil.
hükümet
hükmediyor.
kendi kendine.
ben gittim
sen gel,
sen geleceksin diyor bir diğerine.
hüzünlendim,
bulutlar gönderdin,
sevgimin hudutlarından.
halkın içinden(veli ATEŞ)
iki satır
iki mısra
işte dünya
kimine baharı yaradı
kimine yazı
kimi




-
Cihat Barış
-
Muzaffer Akın
-
İbrahim Tetik
Tüm Yorumlarkutlarım hayatın acı acayip yönleri çok duyarlı kaleme sağlık. rabbim rezillikten ırak eylesin P:PEHLİVAN
kutlarım güzel anlamlı bir şiir okudum tam puan ben PERİHAN PEHLİVAN her yorumda başka ad çıkıyor az önce başka şiirlere yorum yaptım sizin isminiz çıktı şimdi size yorum yapıyorum bu seferde başkasının ismini görüyorum on günü aşkın antoloji bu işi düzeltemedi.
anlamlı olmuş. sevgive ayrılık güzel vurgulanmış. kaleme sağlık.Perihan Pehlivan.