Sarisin Ejderha Şiiri - Ahmet Ihsan Arac

Ahmet Ihsan Arac
430

ŞİİR


23

TAKİPÇİ

Sarisin Ejderha

Dünya; devasa bir borsa artik
Kara ruhların pazarlık masası.
Politika dediğin;
Şeytanların parmaklarında kıvranan
Paslı bir kukla tiyatrosu
Halkın umudu,
Ekranların altında kayan rakamlar gibi
Alınıp satılabilinen hisse senetleri.

Masum Yusufu kuyuya atanlar
Insanligi atmazmi hiç
Terorun torenle yapildigi su gunlerde
her sabah biryerlerde
birileri yeni gömlekleri kana buluyor.
Kravatları ipekten bir kement,
Gülüşleri cilalanmış mezar taşı.
Dilleri;
Sahte cennet broşürleri dağıtan
Deccal

Kabalali kaba etliler
Hangi bayrağın altında dururlarsa dursunlar,
Aynı karanlığın gölgesi vuruyor yüzlerine.
Cebindeki banknotun rengine göre
Boyuyorlar dünyayı.

Vicdan fesat, ihalelere karisan...
Adalet;
Hakim masasında açık artırmaya çıkarılmış
Kör bir yetim hakki
Hak aranan degil, alinan meta

Küresel sofralarda
Mazlumun son lokmasını paylaşan sırtlanlar…
Krallar bile kral değil artık;
Kendini seçenlere değil,
Kendisini satın alanlara kul olmuş kuklalar.

Ve işte tam ortasında bu çürümüş dekorun;
Altın kulelerden sarkan
Pişkin bir narsisizm hönkürüyor
Kendi adını göğe kazırken
Yeryüzünü ateşe veren bir sari ejderha.
Aynalara aşık,
Kendi yansımasından başka hakikat görmeyen
Habis, ve hakir ruh

Sufleden mutevellit sesi büyüdükçe
Hakikat küçülüyor meydanlarda.

Yalani
Mikrofonlardan geçirilen bir milli marş gibi
Döküyor kalabalıkların üstüne.
Sarinin bu en kirli hali

Zengin sofralarındaki viski buharından
Her gun yeni zulümler damlıyor dünyaya.
Halk ise yalnızca vaat yiyor;
Çürümüş bati masallarindan
Ve bir valedi zina besleniyor
Dogu avrupa yosmalarindan
Ah filistin ah mescidi aksa
bela olup yagsan deccalin ustune
Ilahi kursuden mubarek arşdan

Kippalar çıkıyor, haç, sarik altindan
Kandırılmış kitleler olaydan bi haber
Öfkeleri oy pusulasına dönüşmüş kalabalıklar…
Uçuruma doğru alkışlarla yürütülen
Gözleri bağlı bir insan seli.

Siyonizmin baaldan koridorlarında
Zulufleri necasetler
İnsanlığın şah damarina çökmus
Masonlugun satılmış aynalarında
Kayitli vahşetler bendini patlatmis.
Insanligin vurdugu dibin diplerinde
Kalbin çürüyen eti kokuyor.
Epstein denilen kippali dehşetin
Vahşetinden şeytan bile Allaha sığınıyor
Kim bilir nice karanlık adalarda, sinegoglarda
Masum çığlıklar çığlıyor hâlâ;
Denizin bile susturamadığı bir lanet ki
Kulaklarimda çınliyor hala

Dün dost dediğini
Bugün tek bir “tık”la ateşe atan bir çağ bu.
Tutarsızlığın tahta çıktığı an
Yalanın tek gerçek diye satıldığı
Dijital bir kıyamet bu

Uydulardan yağan sinyallerde
Zehir var, büyü var
Uyusturdugu her beyine
Düşmanı dost,
Uçurumu sahil gösteren
Elektrikli bir hipnoz bu

Talmuttan gökdelenlerin arasına sıkışmış o dev meşale;
Özgürlüğün değil artık,
Kibrin ve tükenişin dumanı.

Ama dur…
Dur artık ey altın tahtında şişen cüce heybet!
Ey ruhunu cellatlara peşkeş çeken gölgeler!

Sanıyorsunuz ki
Dünya sizin oyun hamurunuz,
İnsanlık cebinizde taşıdığınız bozukluk.
Oysa bir mazlumun ahı
Bütün saraylarınızdan ağırdır.

Kendi yaktığınız ateşte kavrulmadan
Çekmeyeceksiniz ellerinizi belli.
Çünkü zulüm;
Eninde sonunda
Kendi sahibinin kapısını çalan aç bir kurttur.

Ve bir gün
Mesih’in nefesi esecek.
Ve İsa’nın kutsal kilici kesecek
Arinacak haç ve sarık
Sahte taçlar eriyecek.
Cam kuleler
Üstünüze çökecek.

Ne ekranlar kurtaracak sizi o gün,
Ne alkışlar,
Ne satın alınmış troller
Ne de mühürlü odalar.

Bir gün insanlık yeniden ayağa kalkacak.
Isanin ve mehdinin kilicindan vicdan akacak
Ve adalet
Satilmis bir yetim hakki değil
Şimşek olup inecek seytana tapanlarin tepelerine

Ahmet Ihsan Arac
Kayıt Tarihi : 7.05.2026 04:50:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


2026 mayisindan dunya ve insanlik manzarasi

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!