Kara gecelerin ayazında
Yaprak döken sevdam.
Ağlar bahar mevsimi,
Yağar toprağa özgür sevdam.
Yoklukların çaresiz aşkıdır,
Susturulan bir öyküdür sevdam.
Sevda mı? dedin papatyam.
Masmavi tuzlu suya akan,
Tatlı suyun kavuşmasıdır sevda.
Gece hayallerimdir , rüyalarımdır.
Ela bakışlarında , sapsarı sırma saçlarında,
Gülüşündeki gamzededir sevda.
Simsiyah bir engerek , yaz sıcağında kuru otlar üzerinde,
Yüreğin böyle yanıp , hiç zehirlenmedin ya.
Ayaz kesmiş , kış ortasında yalnız bir adam,
Hiç böyle üşümedin , yüreğin buz tutup parça parça kırılmadı ya.
Anlamını yitirmişti, bu yalnızlığın ortasında benim için aydınlık bir gökyüzünün varlığı...
Geldin girdin hayatıma , ben bilemedim,
Bilemedim böyle olacağını , sezemedim.
İçime kıvılcım düştü , yanıyorum ama gören yok,
Ruhum daralıyor , söylüyorum duyan yok.
Gönlüme ışık gibi düşen
Gülüşün olmasaydı.
Beni kör eden
Bakışın olmasaydı.
Sessizce uzanıp
Elimi tutuşun olmasaydı.
Uzun süredir , bu küçük odaya girmemiştim
Okuma lambasını yaktım
Elimdeki çayı masaya bıraktım
Gözüm kitaplığın üst köşesine takıldı
Onu öyle oraya ben bırakmış olamam
Denizdeki dalgalar gibiyim
Yalnızlığın kıyısına defalarca geliyorum ben.
Kızgın yağını bekleyen , unlanmış balık gibiyim
İçeride ben , dışarıda sen
Kapıdan çıkıp gidersen
Kalbimdeki yokluğuna
Sarılıp da seversen
Gökkuşağı gibi aşkına talibim
Evet dersen bu sevgime
Benim her şeyim yokluk.
Gecem de ışığım yok,
Gündüzüm de ses,
Çevrem de gerçek dost,
Bir de bu yüreğin seveni yok.
Yalnız yaşamayı öğretiyor hayat.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!