Kaldırımları arşınlıyorum şehrin sokaklarında
Başım önümde , gözüm yerde , sen neredesin.
İçimde yankılanıyor hasretin
Tüm sesleri dinliyorum , sen misin diye
Şehrin sokaklarında savrulurken
Yokluğunla konuşuyorum ben
Duvarın kenarında bir evsiz
Moraran dudaklarıyla , çatlak elleriyle
Gelen kışa meydan okurcasına oturuyor
Bak yine yağmur başladı.
Hani
Demiştin ya bir gün bana
Zaman bizi ayırırsa
Her üç şubatta saat 13:15 de
Fırının yanındaki durakta
Buluşalım.
Dağlarda esip
Maviliklerde buluşmam gerek.
Bulutlardan kopup
Denizlere kavuşmam gerek.
Gençlik bir uçurumdu ,uçuldu geçti
Şimdi yola geldik , yürünüp gidilecek
Belki yarın bir iskemle gerek , zirveye varırken
Yamaçtan aşağıya bakarken , geçen mevsimler yad edilecek
Kimlerle uçtuk , kimlerle yürüdük , kimlerle dinlendik.
İçimden coşkuyla akan nehirleri
Sen nereden bileceksin
Adını duyunca senin
Ezberimden binlerce aşk şiirinin geçtiğini
Sen nereden bileceksin
Gönlümün terk edilmiş dehlizlerinde
Dolaşırken her seferinde
Daha karanlık yerler keşfediyorum
Habersizim
Ne zaman boyadın onları karaya
Hani bir inat uğruna
Yalın ayak yürüyorum
Paçalarım kıvrık
Uzanıyor önümde
İncecik kumlardan oluşan bir sahil
Dalgaların kucagında geliyor
Güneşin altın sarısı ışığı
Hayallerim kaldı kalemin ucunda
Kayıpların , sızılarım , az da olsa sevinçlerim
Yanarak beslendi yüreğim
Tarif edilmez tada dönüştü içerim.
Dertlerimle arkadaş oldum , yoğruldum
Gecenin içindeki ay gibi durmalı,
Aydınlatmalı çevresini , kovmalı karanlığı insan.
Kalıbın harcı beklediği gibi beklemeli,
İçinden sapasağlam bir bina çıkacağını bilmeli insan.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!