Dualarıma sızdın bir gece vakti, sessiz ve derinden,
Sanki bir parça koptu o an, ruhumun en gizli yerinden.
Hangi rüzgâr attı seni gönlümün bu ıssız hisarına?
Nasıl oldu da bağlandım böyle, senin o mahcup vakarına?
Bir görüş kabini miydi aramızdaki o incecik perde?
Vuslat dedikleri şey, acaba hangi vakitte, hangi yerde?
Haberin var mı benden? Burada bir şair her gün eksiliyor,
Senin esaretinle bu kalp, aslında özgürleştiğini biliyor.
Yoruldu artık bu kalem, kağıda küsmekten ve beklemekten,
Dört ay bir gün geçti, her anı ilmek ilmek emeklemekten.
Bir söz söylememek, bir kez olsun sesini duymamak mı sevda?
Yoksa bu sessizlik mi seni kılan, gönül mülkünde bir nida?
Sesini duymamak içimi parçalayan bir hançer gibi şimdi,
Varlığını uzaktan hissetmek, hem dermanım hem dertti kimdi?
Taştım artık, sığmaz oldum bu dertli ve daracık bedene,
Selam olsun içimdeki bu yangını bir bakışla edene.
Suskunluğumun mermeri çatladı, artık feryadım arşa ulaştı,
Bu dürüst şairin dilsizliği, en sonunda o isme dolaştı.
Arzın sızısını dindiren, ruhumun tenine kazınan tek hecesin,
İtirafımdır dünyaya; sen kalbimin Hacer’i, en uzun gecesisin.
Dört ay bir günlük o mühür, bu dizede hürriyetine kavuşsun,
Adın artık dualarımda değil, bu şiirin en orta yerinde vursun.
Korkmuyorum artık taşmaktan, dökülmekten ve seni anmaktan,
Sen benim en dürüst gerçeğim, vazgeçmem seni saklamaktan.
Kayıt Tarihi : 20.04.2026 12:53:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!