Boğuluyorum, gel
Nedir sana engel
Ölsen de gel
Kıyameti kopmuş bir dünyanın
İçindeyim sanki
Ayrılık,
Ne çare ayrılık
Ne yana dönsen
Nasıl etsen
Ayrılık
Güzdür ayrılık
Minareler gecenin yakasına yapışmış
Bir hilal uzatıp kolluyor sanki gökleri
Yıldızlar evlerinden hep durmadan kaçışmış
Yıldızlar ki bir çiçek Allah tadır kökleri
Ne ağlarım haline, ne gülerim İstanbul
Mutlu ol baharda ey sevgili
Çünkü yapraklar isminle açar
Ağaçlarda
Son çırpınışında
Bir kumrunun
Kanatlarındadır ismin
Biliyorum dönmeyeceksin
Ateş gibi sevmek işte böyle bir şeydir
Avlusundayım karanlığın
Beni kurt, kuş,yiyecek
Biliyorum ne desem nafile
Biliyorum dönmeyeceksin
Düşük Adam
Herkeze aynı ölçü Herkeze aynı yük
SEvgili, karıncaların aşkıda
DEvlerin ki Kadar Büyük
Sen şimdi susma,
Nasıl düzen kurulmuş kendini tanımıyor
Bu düzen basamağa tersinden tırmanıyor
Gözümü kapadığım bir anda mı gelecek
Duvarlardan üstüme sıçrayan gölgelerin
Yalnızlık bu mideyle kendini sindirecek
Yalnızlık pisleyecek, bir kapta bölgelerin
Kader seni oynayan bir perdelik yönetmen
Susuyorum çığlıklarla
Hasretin, şah damarımda bir bıçak
Susuyorum yalvarışlarla
Bir şey var ki içimde
Tarifsiz, yalnız korkuttuğunu biliyorum
Neye baksam, bakmasam, seni görüyorum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!