Geçende onun kızını gördüm
Gözleri onun gözleriydi, sima aynı simaydı
onun gibi geceye düşen bir dolunaydı.
hele bakışlarındaki renk ve mâna
bir hicran yarasını hatırlattı bana
Sesi aynı buğulu sesti, nefesimi kesti.
Tanıdıktı,
Tadı buruk, rengi soluktu
Acıttı içimi aşina sesi
Yolumun üstüydü ve biraz sarptı...
Akşamın alacası, ayazıydı sabahın
İlerlemiyor ve geride kalmıyordu,
Yine düştü içime hüznü akşamın
Düşler bile sensiz yalan süveyda!
Pencereme konan gamlı kuşların
Kanadıyla haber salan süveyda.
Bil ki mihracesi sen, gönül ilimin
Bülbülde o niyaz, gonca gül dalda
Kalbimi aşkınla sula ya Rabbi!
Serçeler öterken canımı al da
Muhtaç etme asla kula Ya Rabbi.!
Hani bir gün olmasın ki
adınla başlamasın hayat!
Bir an olmasın ki sen kokmasın o an.
Yokluğuna sarılıp ağlamasın saniyeler.
Ve anılar kanamasın o an…
Her baktığım yerde adın harfleri gonca açmış
Bülbül figanı duymaksa meramın
Yüreğinde bir gül büyüt Mihriban!
Bir taş yastığın, bir bulut yorganın
Yüreğine sar da uyut Mihriban.!
Yeşersin kalbinde saklanan sır!
Mücadelesi bu, ateşte gülün
İbrahim’in kızı oluver gitsin.
Uzaktan gelir feryadı bülbülün
Buğulu camları siliver gitsin.
Bu aklımı yüreğinde düşürdüm
Medine de gül dağıtan server'in bu mektubu
İşte insanlığın beklediği beyaz atlı süvari bu!
Haber veriyor bir sürgünden ötelerden
Ömür denilen et kemik, kan ve terden
Adem ile Havva'nın başladığı yerden
Kan çiçeği buluşması aşk ve kederden.
Ellerim duada, gecem karanlık
İstedim düşsün ay kaderime
Vuslat ki firari duygular mahkum
Ölürsem sevdiğim, say kaderime.!
Ne türküler yaktım, türküler ad'an
Al arşeni, al kemanını sevdiğim!
Karşıma geçipte şöyle derinden
Aşkımın kanayan yerinden
Bir şeyler çal sevdiğim.
Ruhum doğsun gözlerinden.
Gitme yüreğimde kal sevgilim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!