Bir seni sevdiğim, bu asi gönlüm
Dudak ihfası'yla anar da gider
Çöker yüreğime akşam güneşi
İçimde erirde yanar da gider.
Bülbül feryad eder bir kuru dalda
Koskoca bir yılı yedik ömürden
Bir adım ileri vardık emmoğlu
Nefsin her tırnağı keskin demirden
Günahı sevabı kardık emmoğlu.
Fark etmedik geçen haftayı ayı
Sabır sabır dedinde ah sevdiğim!
Erguvan dudağın gül olur gider
Maveraya doğru düşer feryadım
Aklımdan ahım'a yol olur gider.
Bir selamın düşse seher yeline
Bahardan süzülen siyah karanfil
Bir tüten hülyamı sardı saçların
Gecemin rüşanı, bir gizli kandil
İçimde küllenen hardı saçların.
Mevlam yüreğime bir seni koymuş
Asil bir sızlanıştı benim ki
Gönlümün çerağında bir kızıl alev
Umutlarımda taze bahar,
düşman dağların ardında dev
Bana mı düştü bu nasip...
Bana mı düştü bir Hamza olmak?
Şair acıları eziyor ki dibekte
görüyor sevdiğini her çiçekte
şiir yazar kardelene, karanfile
yâr diye ıssızlar da açan güle.
Boynu bükük papatya nazlı zambak
Göğsünde saklar okyanusları
sevdası eritir dağlarda karı.
sevgi dağarcığında saklıdır
saflığın küçüklüğünü sadakatin büyüğünü yaşar
aşkın kanadıyla dağları aşar
Çorak topraklara sakın gül ekme!
Haktan gayrısına boynunu bükme
Kıymet bilmeyenin kahrını çekme
Olmadık bir anda yaralar seni...
Değişmez dilinde bahar ile yaz
Sakın sorma içimdeki tufanı!
Aşk değince olan oldu sevdiğim
Düştün aklıma bir gurbet akşamı
Çağladı gözlerim doldu sevdiğim.
Yıllar geçti hâlâ görmedim yüzün
Ah vefasız, şimdi bir çay doldur da!
Üstünden bir yudum al benim için
Bir kırık plağa şöyle dokun da,
Bir gurbet türküsü çal benim için.
Sakladım seni ben, en kadim yerde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!