24/09/2000 yılında Niğde/merkezde dünyaya gelen Rüstem Polat hayatının 8 li yaşlarında müziğe duyduğu ilginin yanına şiir yazmayı ve spor yapmayıda ekleyerek yoluna devam ettiği hayatının belli dönemlerinde yaşamış olduğu gerçek hayat hikayelerini mısralara yazarak hayatına devam etti.21 li yaşlarında yanlışlıkla silinen şiirleriyle beraber 3 sene şiir yazmaya ara vermişti. Tekrardan şiire duyduğu özlemle beraber hayat hikayelerinin yerinin mısralar olduğunu söyleyerek artık yeni şiirleriyle barışarak yolcuğuna geri döndü.
*( Herşey güzel sürmüyor , bazenleri saniyede bedenini saran bir hüzünle karalar bağlıyorsun, bazense en mutlu cümlen boğazında düğümleniyor . Hayat herkese eşit davranmıyor , kendi penceresinde gömülüyor bazenleri insan .)
Nedir bu mutsuzluk ?
Neyin eseri bu çehre?
Ne bu hal ? Neden bunlar ?
Sorma bendim , sendedir bu suçlar.
Yıllanmış sevgimin bir hasret nağmesi var içimde ,
Kavuşmanın mutluluğunu söylüyor bazenleri,
Hasretimin bitişine Gönlümün neşesini yansıtıyor zaman zaman .
Beklemek diye bir türkü dönüyor durmadan ,
Buram buram burnumda tüten bir hasret nağmesi var içimde ,
Beklemek mi güzeldi yarimin hasretini , bekleten mi güzelleştirdi sevgimi,
Hüznün son damlasında tükenen umutları suluyordum gecenin karanlığında,
Acının uçurum noktasında kahve ile doğan güneşi ,çaresiz kalan emeklerimle kıyaslarken bulutların arkasında kalan göremediğin çabamı . Görenler susmaz ve ben artık konuşamam hayalinle .
Yeşersin umutlar, acılar dinsin ve çaresizlik bensizlik yokluğunda inşaa edilsin yüreğine.
Hayali kapın olsun gerçeği sana fazla , hayalide sana fazla olan kapının en uçsuz noktasında kalsın, çabaladıkça boşlukta çakılacak çabaların.
nakış nakış işlenmiş evinden çıkıp ,Temelinden demirsiz, betonundan çalınmış güvendiğin evin , Handan açık kapısında yıkılmanı istemez yüreğim .
Yıkan sen, yakan sen, giden gelen sen , umut yeşerten solduranda sen ..
Ne denli bir sızı kör kalbin
Ne denli acı .
Ne çabuk açıldı bu gönlün
Ne çabuk alıştı .
Ne ara dindi göz yaşların
Ne ara güldün .
Biliyormusun bazı çaresizlikler gecenin sabaha kavuşacağı o anki vakitlerde , yan yana koyulmuş iki tane tekli koltuğun arasında ayaklarının üzerine çöküp neden diyemeden ağlarken sessizce yaşanırmış . Bunu bana en sevdiğim birisi öğretti ..
Gecenin en amansız vakti , karanlığın gitme hazırlıkları ve aydınlığın serbest kaldığı vakite ..
Ben gecenin 4 üyüm elim vicdanımda , göz yaşlarım yanaklarımda , durduramadığım vakitte.
Bilirmisin karanlığı sana aydınlığı bana benzeyen vaktin çaresizliğindeki beni ..
İnsan sevdiğine doyamaz derler ya gizli sevdam ben sana bakmalara doyamadım,
Senelerin yorgunluğunu atamadım, belim büküldü, omuzlarım düştü derdim hep kendime,
Sen bu kadar yakınımdayken bi o kadar uzağımdaydın..
Ben bana hep derdim sevemezsin bir daha kimseyi, alamazsın o zalim ayrılığın yükünü, kalbine yükleyemezsin. Hem daha toparlanamadın bile senelerce, yapma bunu kendine. Sevmek güzel ama sevmeyi bilmeyenlerin elinde heba oldun, yapma bunu kendine, yapma diyerek sakladım kendimi.
Gül kokan yollardan geçtimde ,
Bir dokunuşuna yenildim.
Yanaklarından süzülen damlalar
Al yanaklarından sineme düştüde sabrettim .
İmkansız deyilken imkansıza itenim sen ,
Ne sızıdır bilinmez,
Bam teline vurulmuş saz gibi ,
Kimisine keyif veren ,kimisine dert olan,
Ince sızıdır omuzların yükü .
Ha gelir huya giden insan
Bir redde düğümlendi boğazıma. Yâr’dan Esti sam yeli,Tecelli edilen yüreğime bir bak benim..
—————————————————————
Sen varya; kölesi olmuş zavallı bir aynaya ,
Merdiven basamakların dan bakan.
Çehren sirke satar, yüreğin yalan ,
Gözün tam açılmadan bastonunu kıran .
Yaldız mısın derler insana, Ak mısın derler mi ?
Yıpranmışın derler insana, Dertlen misin derler mi?
Güler yüzlüsün derler insana, Güler mi yüzün derler mi?
Kara yel gibi estin derler insana, Ne çektin derler mi?
Ne bu sitem günah derler insana, Kim itekledi bu siteme derler mi ?
Derviş derler, divane derler insana, Alim derler mi?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!