Evren yitik aşklar cehennemi
Kavuşmaksa sadece bir sözcüktü dilimizde
Güzel sevenler çabuk üzülürdü
Sevmeyi bilmeyenleri
Yalnız bir külkedisi gibi olurdu
Ağlamak kanunuydu bu dünyanın
Sözlerin bana istediği kadar süslü olsun
Gözlerin bir trafik lambasıydı;
karşına her çıktığımda kırmızıyı yakan.
Yere göğe sığdıramayacak neyin var ki,
Neyin var ki şiirin resmedilmiş hâli yüzünden başka?
Duruşum nasıl da
Seslerinizi ortadan ikiye yarıyor,
Yürek nakli yapacağım birazdan;
yenisini etten koyacağım, plastikten değil.
Bana da pay verildi bir zamanlar karamsardan;
İnsan hiç bilmediği bir deriyi özleyebilir mi?
Özler tabii; tırnaklarının arasındaki kirin bile
farkına varacak kadar açıkta ise
bir delikanlının yamyamı olduğu.
İçime dadanmış bu yamalı aşk,
Seninle dolup taştığım her an
aslında kendimi kaybettiğim bir patikadaydım;
ama hâlâ o karmaşanın içinde seni arıyor,
kendimi unutuyordum.
Anımsadıkça, baraj olup nefesimi kesen vedaların;
Benim gibi yenilgisinden dönenler gördüm,
Yüzlerin hapsinden çıkarken ağırlaşanlar.
Bıkmadan ulumaktayım telin perişan halini,
Ve küllenmekteyim anımsadıkça kemanı.
Gözlerinin kahvesini sevdim ben Züleyha
Yakandaki o karafili,
Karşıma çıkınca sen
İçimdeki heyecanı, deliliği sevdim
Saatin yelkovanı sekize varmadan
Daha açmadan bahçemdeki güller




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!