Olsun, birlikteliğimizi iyi hatırlayacağım.
Olsun, sen birlikteliğimizi hatırla kuşum.
Güzelmişsin, huyun güzelmiş, renkliymişim,
kimselere bir zararım dokunmazmış.
Ey ruhumda karıncalanan eşkıya
Sen şimdi silip de çöpe attığın
el bezinin öfkesindesin,
falında sevmiyor çıkan papatyanın yasında,
kestiğin kara saçlarının hasretinde.
Bize ebedi dokunan, bol ünlemli olaylar yüzünden
reset çektik bizi başkalaştıran hırsa
Mantığımızı kaydırarak en öne
galeyana getirdik birilerine dokunmayı.
Bize kötü gelen şeylere alışmaktır şuursuzluk.
Ben yalnız seni kaybettim,
sen sevgiliyi, rütbeni, bir harbi kaybettin.
Ben kadere nazik davranmadım,
sen kucakladın onu şükürle.
Kilidini açtın vazgeçme kapılarının
Kara toprak gibi koyudur sevda
Seninle, bir avuç kum gibi
avuçlarımda İstanbul’un ışıkları;
her biri senin adınla yanar gece boyu.
Dokundukça anlarım loşluğundan, güzelliğinden
Ben kandildim sen şamdana tutuşan.
Oysa versen ikimizi yakacak kadar vardı ateşin.
Gözyaşlarım, suç mahallinde unuttuğum bıçaklar
herkese suçüstüyken bir sana denk gelmedim.
Ben, senin bana en yakın olduğun anı
Kader gövdemdeki kanla yazdı seni bana.
Sen, gururun şah damarını paslandıran su
Sanma ki ben hep böyle vurdumduymaz bir kayıktım;
benimde iyi yanlarım vardı,
teslim olmadan önce dalgana
Hiçbir şeyden çekmedim
senden çektiğim kadar.
Uzletim diş ağrısı kadar vahim,
kanıyor takvim sensiz ve bilinçsiz
Sen bir Çoban Yıldızı'ydın
Kirpiklerinin sayısını ezbere bilirim Tuğba...
Bir çift bahardır senin yüzün, nilüferdir
Dön bir aynaya bak Tuğba
Kahküllerin yedi santimi aştı
Sen artık bahçeden erik çalan çocuk değilsin
41 kere çelme takıyorlar sana
Posta kutusundaki mektuplar gibi unutuldum
Anneme sakın söylemeyin yenik düştüm tutkularıma
Yatağın tersinden uyudum uzun bir süre
Ne kadar takvim varsa hepsini topladım
üstünü karaladım dokuz eylüllerin
Sanki raptiyelerle sarılı bir kılıfla kaplıydı ruhum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!