Bana hiç gelmeden,
gidişini ezberledim ilkin.
Senin izlerin, içimde yerleşik bir halk sanki.
Ve şimdi bu yüzden aklım
kendi yurdunda mülteci gibi.
Sizlere sevimli gösterdiklerim
ben kesilirken yarımdan
hepsi gülerek tanıklık etmekte
Söyleyin şimdi, kim bağışlayacak onları?
Üzmüşlüğünü gördü; olmadı oralı
Hikâyesinin astarı olmayan kurbağayı
kendime prens ilan ettim
O vakit, bana üzülmek yakışır.
Kızdığım o değil;
ben ona çevirdim pusulamı, yönsüzleştim.
Aylarca bir dilbere takılı kaldı yüreğim
Kurtar beni Leyla o dilberin lanetinden...
Belimin büküleceği günleri bekliyorum
Zor işitmeli kulaklarım
Tansiyon haplarıyla dolmalı çekmecem
Alzheimer olmak istiyorum Leyla silinsin hafızamdan herşey
Sensiz yetim kalan bu şehri yadırgıyorum.
binalar, platolar, sınırlar değil
şüphe girdi aramıza,
hem de en belalısından.
Sendin, zerre olmayı göze aldığım
Benimde kumdan kalelerim vardı Mihre
Hepsini sen yıktın...
Kör şeytan unutturmuyor seni bana
Belkide nazar vardır üstümde Mihre
Beş ay öncesinde takılı kaldı aklım
Şuan sandalyede oturan sensin
Sizin gördüğünüz, paketi açık şekerin
başına üşüşen karıncalar gibi
başımın kalabalık oluşu;
Bir kız kulesi yalnızlığındayımdır oysa ki.
Ey benim fil gövdesinden çevik yüreğim,
Sanki kayarken yıldız, sultanların dileği senmişsin.
Falcılar benim her telvemde seni görmüşler.
Leylekler, Çin Seddi uzunluğunca
sıraya girmişler bacana yuva yapmak için.
Ve her gün başını koyduğun yastığın,
adak adamış seninle olabilmenin şerefine.
O kıza şiir yazılmaz demişti annem
Ben açmamış tomurcuktum, çocuktum
Gül doğmuştu, dilber doğmuştu, Mihre doğmuştu
Ben şair olmuştum...
Onlarca kişi ah etmişler, duydum
Onlarda masumdu bende masumdum
Biteni inatla sürdürmek,
ona daha da unlanmasıdır balığın
En ağır ağrı;
delik açandan alçı istemek gibidir
Aklımın almadığı şeyler gövdeme kök saldı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!