Senin yüzün, ciğerlerime çizilmiş bir harita;
Kayıp sokaklar, dönülmez virajlar içinde
Seninle o kekre muhabbetlerimiz adına
Yatağıma bir litre gözyaşı bağışladım.
Şimdi aşk, ayrılığı sırtlayan hırpani bir rüzgâr gibi;
Değmiyor uğruna ölürüm dediklerimiz,
O olmazsa yaşayamazlarımız,
Beş kuruşluk insana çok değer verişimiz
Sözde yerine kimseyi koyamadıklarımız
Güvendiğim dağları yıktı dev.
Oysa o dev benim yârenimdi.
Sadece bana münhasır değildi şerri;
ses telleri alınmış hastalarınkini de yıktı ve gitti.
Duvarlar üstüme üstüme geliyo dudu
Sensiz bu şehir genzimi yakıyo
Seni çağırıyo sanki gökteki martılar,
Sesinle șenleniyo o bomboş odalar,
Güneşe göz kırpıyo bulutlar,
Gayrı hasretine dayanamam dudu
Ey uğur kaynağım, uğursuzluk getirir bize arkamız;
dönmeyelim istesem de ben orda kalmışım.
Ey hazinem, ey müjdem, ey nigârım
daha saklama gülcemalini, örseleme meramımı
Ey batan güneşim; sen bat ben seni arşa çıkartırım
Ey şair
Yine hangi olmazın peşindesin
Gururdan kürkü giy üstüne
Silkelen cepleri delik çocuk
Bak büyüyorsun, cücelik vakti geçti artık
Kalbinin vitrininden çıkart seni üzenleri
Eşek arısının kolumu ısırışı,
hatırlatıyor sebepsizce gri tonlu çocukluğumu
Aynı kırıcı senaryoyu turlasam da vazgeçmedim;
Geriye, çekmecemde bir kutu çatlak sabır taşı
Dini ritüel gibi bağlanışım tepkisizlere,
Sen gülsün benim için bense dilsiz bülbülüm
Yüreğimi yerden yere vurma güzel
Senin gözünde yağmur ateşin üstünde külüm
Kırıpta bu deli gönlümü sorma güzel
Sensin tarifi zor güzellik bedeninde aheste
Sorguladıkça terör anıların nedenlerini
nasıl boyutunu büyüttük öfkemizin?
Hadi gel, özet çıkartalım
damarları kesilmiş beş yılımıza.
Sensin yolunu kaybetmiş şiir; sensin benim ezelim
Bu libidosu yüksek karıncaların yuvasında
kadın olmaya hâlim yok.
Küçük delik, büyük çatlak bırakmasam,
yetmez; çekirdeğe varana dek kazsam;
hâlim yok senin çıkmayacağına eminim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!