Ahmet Kutsi Tecer’e
Dağın ötesi deniz
Önünde nurlu bir iz
Vur efem toprağa diz
Köpüren dağlar bir ejder gibi
Yosunlu koylarda çağlamak ister
“Aldığımı geri vermem” der gibi
Çırpınan bu deniz ağlamak ister
Denizdir doğanın güçlü efesi
Gurbet afakında yükselen enin
Ruhun istimdadı olmaz mı baba
Anadan, babadan ayrı düşenin
Gül yüzü sararıp, solmaz mı baba
Yabancısı oldum doğduğum yerin
Ağrıyan bir başım var
Göl olur gözyaşım var
Henüz yirmi yaşım var
Aman kar tutmuş dağlar
Kıpkızıl bir akşamda
Ali Ekber Beşer’e
Bakarken meşeli, çamlı dağlara
Bilmem, kardeş diye yandı mı için
Kardeşten ayrılan ey bahtı kara
Bilmem, kardeş diye yandı mı için
Uludağ’da diz boyu kar,
Ufacık bir dağ evinde ikimiz.
Şarkımızı söyler dağlarda rüzgâr,
Öpüşten kadehlerde hiç bitmeyen içkimiz…
Göğsünde uyur, uyanırım memnun,
Oyulan bu gövde sevda yoludur
Yollar ki, her zaman beni oyalar
Hüzünden bir külçe kaskatı durur
Mağmun (!) hayatımın eşi kayalar
1938
Mustafa Kemal Beşer’e
Yola çıktın yalınayak,
Az gittin, uz gittin,
İstanbul’a vardın gece yarısı.
Ak martılar tedirgin, güvercinler umutsuz
Pınarlar akmaz oldu, Kıbrıslı Türkler susuz
Sardı yeşil adayı; barut, duman kokusu
Kan gölüne yansıyan sarı ölüm korkusu
Mektup yazamadım geleliberi
Darılma sevdiğim, imtihan oldu
Bilirsin ki Rızan sözünün eri
Ama imtihanlar pek yaman oldu
Bana neler etti küçük coğrafya




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!