Bilinmezlik ne acıymış, her hecesi zehirli bir ok,
İçimde sorular dağ gibi, dermanım ise hiç yok.
Görmemek miydi asıl pranga, yoksa bu dilsiz uçurum mu?
Yakınken uzak olmak, ruhun en ağır ve sönmez kışımı?
Bir bakışın düştü belki üzerime, rüzgâr gibi geçtin,
Yorumlayamadım o anı, ben yine o dürüst karanlığı seçtim.
Halbuki görmemek lütfuydu, en büyük sığınağımdı benim,
Şimdi o bakışın mahremiyle yanıyor, bu mühürlü tenim.
Okulun bahçesi bir derya-yı rahmetti, isminle yıkanan,
Bir şiirde mühürlendi o giz, deryalarca yankılanan.
Sabır taştı göğsümden, mermer duvarlar bir bir çatladı,
Dilsiz şairin feryadı, sonunda o mukaddes isme rastladı.
Dışarıda bahar mı var? Ağaçlar meyveye mi durdu?
Bilinmezliğin soğuk eli, gelip yine beni kalbimden vurdu.
Benim içimde gök gürlüyor, bitmiyor bu sağanak yağmur,
Bir yerlerde kan akıyor, ruhumda mazlumun ahı durur.
Bir insandır ruhumu yakan, ateşini kendinden alan,
Biliyor mu, bilmiyor mu? İşte her şeyi yarım kılan...
Tek bildiğim şey; bilmediğim o meçhul ve derin sızı,
Ruhumun tenine kazıdığım o beş harfli, mühürlü yazı.
Ne bir işaret var sükûtundan, ne de dilsiz bir nida,
Kendi sesimin yankısıyım artık, bu daracık dünyada.
Erişilemez bir mülksün sen, kalbin en dürüst kaydı,
Zaten bu çaresizlik değil miydi, şairi şair kılan o sancı?
Kayıt Tarihi : 27.04.2026 10:28:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!