Biliyorum;
Korkuyorum;
Kendimden kaçtığım gibi
Senden kaçma hissi var içimde.
Anlıyor musun?
Hadi İstanbul'u anlat bana,
Saklan Maria!
Bak geliyorlar üzerimize.
Alıp götürecekler bizi.
Şaşkın bakıyorlar bize
Ne kolay oldu diye.
Sen saklan Maria...
Sevdalık geceler yangını ay sende.
Bir tutam kristal ışığı göğsünü delen
Her akan duru tuzlu göz yaşı yüreğinden
Vakur kaldırır başını yıkılmadım dersen....
Oysaki;
İsmin kilitli gölnümde,
Gözlerin mühür gözlerime
Senden başkasını görmez
Avuçlarının sıcaklığı var gülüm yüzümde...
Sen konuşunca masal gibi
Geç sözleri yarınlardan,
Ben çocuğum nasıl olsa
Daha görecekler var
Hepsi birbirinin aynı
Aynı acılı...
Daha yaşayacakların var arzularının içinde
Hiç bir şey senden eski değil
Ne bu karanlık,
kuytu yanlızlık.
kimi geceler kimi ben
kimi sen yapar tarih
ve beni ancak tarih yargılar
Unutulmuş bir resimdi yaşadığım
Yapayalnız koştururdu hayat
Alırdı beni koynuna
Yazılan bir kaç satır arasına
Sıkışmış bir yüzdü
Ağlayan fotoğrafta.
Geceydi...
Ecel terleri döküyordu bedenim.
Ben seni düşünüyordum.
Sen bensizliği...
Ve topraktan yeşeren bir filizi sulamaktaydı yüreğim.
Oysa ben sana yalnızlık adamıştım.
Yine döndü renkler karşıtına...
Gece güne döndü.
İzmit'i hiç böyle kızıl görmemiştim.
Kalanım yokmuydu?
Gidenim nedir bilmezmiydim.
Değişen renklerimi anımsıyorum şimdi.
Korkabilmek gecenin karanlığının ayı boğduğu anda bile.
Yaşamı kavrarken ellerim habersiz,
Yalanlar söylerken kendi kendime.
Suskunluğum senden değil korkmassan eğer;
Korkabilmek yaşamın parçası içimde.
Sırtındaki kamburdur ahvalini söyleyememek.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!