İnsanın kaderi yazılıdır. Merak ettiğim kaderimizi nasıl bir kalem yazdı? Hiç şüphesiz ki ilahi adaletin kalemi bizim bildiğimiz, hayal edebildiğimiz türlerin çok ötesindedir. Ve kaderimiz mutlaka ki basit bir deftere veya kâğıda yazılı değildir.
Peki, kaderi yazan kalem bildiğimiz türden olsaydı; hangi kalemi seçmek isterdiniz o zaman? Siz kendi geleceğinizi yazarken, kendi geçmişinizi anlatırken ne tür bir kalem kullanmak isterdiniz? Hiç bunu düşündünüz mü? Yorumlayalım:
-Bir tür insan vardır, mutlaka kaderinin tükenmez kalemle yazılmasını ister. Belki de bu insanlar kalemin adına aldanıyorlar, “tükenmez”. Oysa hayatta tükenmeyen herhangi bir şey yoktur, en başta hayatın kendisi tükeniyor, üstelik doğduğumuz o ilk andan itibaren tükenmeye başlıyor. O yüzden kalemin adı ne olursa olsun, mutlaka o hikâyeye en nihayetinde “SON” kelimesini koyacaktır; mutlu veya mutsuz son… bilinmez!
"Kafan yine güzel" diyorlar bana;
Normaldir!
Her düşüncesinde "güzel" olan yar varken, nasıl güzel olmasın kafam..?
Kalemimin ucunda sen,
Yazdım işte seni bir satıra, iki kelimeye;
Özledim seni..
Öylesine değildi bu yalnızlık, mutlaka bir manası olmalıydı,
Bu hiçliğin içine benden başka bir şeyler daha sığmalıydı.
Acaba bir kaç parça hüzün süsler miydi garibim duvarlarımızı?
Veya bir kaç yudum daha kahır besler miydi duygularımızı?
Öylesine değildi bu yalnızlık, aynadaki bakışları bile deliciydi,
Bu kış havalar bir ayrı soğuk;
Geceler ayrı bir karanlık,
Sensizlik ise aynı ikisi gibi..
Kördür insanoğlu, sevgi söz konusu olunca göremez;
Sevdiğine bakıp ağlar da, ağlayan sevenini fark etmez.
Aslında mutlu sonla biten tüm filmlerin senaryosu aynıydı;
sen başını dizime koyardın, ben mutlu olurdum, film de son bulurdu.
Hüzün mü olacaktı hep sende sevdiğim
Hep mi özleyecekti gözlerim, arayacaktı ellerim.
Vuslatı yok muydu bizim bu masalın
Sonu hep mi hüsran olacaktı çaresiz anıların..
Nesi yanlıştı bu sevdanın ki sonuna ayrılık koyduk
Seni bu kadar güzel kılan şey, senin bu kadar imkânsız olmandır aynı zamanda,
Ve benim imkânsız olanlara karşı tutkum; severim mesela,
Çay renginde çöllerde kana kana su içmeyi.
Seni bu kadar imkânsız kılan şey, senin bu kadar güzel olman birazda,
Ve ben, güzelden anlayan bir eleştirmen edasında;
Aradığım kusur yine benim içimde olandır aslında.
"Şehrime geldin de neden haber vermedin" diye sordu;
"Haberin olmayınca görüşememek daha az incitiyor beni" dedi..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!