Pür neşe anlardı.
Rengarenk rüya gibiydi,
Mahalle araları.
Taş duvarlara yazılan
Sırlarımız vardı;
Sokaklarda çığlıklarımız,
Kaçanlar listesinde adımız en başa yazılırdı.
Komşulardan bir sürü azar işitirdik,
O vakitler şimdinin aksine koşmayı çok severdik.
Keşke şimdi olsa da sabahtan akşama fırça yeseydik.
Sarılırdım boyunlarına,
Kızardı o teyzeler bizim neşe dolu halimizi anlamadan.
Canım ciğerparem huysuz komşular;
Geçim derdinde olsalar da,
Merhamet doluydu kalpleri bize.
Bağırsalar bile haklılardı,
Yaramazlığın kitabını biz yazmıştık.
Bugünlerde o kaçışlarımızı çok özlemiştik.
Büyüdükçe cam yerine kalp kırar olmuştuk;
Kalbin bunda en ufak bir suçu yoktu,
Kalp kırıldıkça üstümüze basıp geçen de çok olmuştu.
*
Tek telaşımız,
Kırık pencere camının ardındaki,
Korkulu saniyeler olurdu.
Bedenler yalanı bilmeden,
Yürekten yaşardı çocukluğunu.
Oyuncaklarımız pek yoktu ama,
Bu kadar hüzün vermiyordu.
En büyük hatamız,
Çamurlu dizlerle bahçelere dalmaktı.
Yıllar geçse bile hatırlamaya doyulamayan tatlı anılar,
Dolup taşardı tozlu sokaklardan.
Saklambaç oynamak,
Akabinde cam kırmak,
Hızla uzaklaşmak,
Köşeyi dönerken yakalanmak,
Mahcup yutkunmak;
Heyecanın en saf haliydi.
*
Oyun saatlerinde
Suçüstü yakalanmak,
En büyük cürmümüzdü.
Başka bir kötülük asla bilmezdik,
Sapanla atılan taşlarımız olurdu,
Komşunun camlarına.
O camları taktırmak için harçlık biriktirirdik.
Bugünse hayat kırma işlemini kendi yapardı;
Tam donanımlı zalimleri vardı,
Alır götürüp diplere,
Nefesini keserlerdi dürüst insanların.
Sonra dürüst insanlar susardı,
Suskunluk zindanları,
Yeni mahkumlarını alırdı içine.
Arardım,
Hayata ilk kafa tutuşlarımızı,
Omuz omuza verilen hesapsız dostluklarımı.
Bölüşülen elmalar,
Soğuğundan ellerimizi ovuşturduğumuz kışlar,
Sokak oyunlarındaki neşemiz vardı.
Yaşlanmak hiç istemezdik.
Yıllar alırdı koynuna,
Eskitirdi bizi,
Diğerlerine ibret olsun diye.
Derken sıramız karışırdı,
Biz de savrulurduk.
Yüzlerimiz çizgilere dönerken,
Bir şeyler de ufalanırdı;
Ağacın yaprak dökmesi gibi,
Mevsim değiştirirdi ruhumuz.
*
Sokak tozunu özlerdim,
Soluyup hiç unutmak istemezdim.
Şan, şöhret derdinde,
Yıpranan benliklerimizden,
Umutlarımız dökülürdü,
Bizden çok uzaklara.
Doğru, Yanlış çelik gibi karşımızda;
Yağmur altında koşturmak,
Artık ahmaklık belirtisi sayılırken,
Duygular kılık değiştirip,
Çıkar beklentisi yapan,
Bir ticaret şeklinde anlaşılırdı.
Yürek bir daha masumca çarpmayacaktı.
Hatıralar üç kuruşa satılırdı,
Hatıraların canı çok yanardı;
Aynen bizim gururumuzun kırıldığı gibi.
*
Kapılarımı kapatıp,
Çocukluğumu düşleyecektim;
Her çocukluğunu arayan gibi.
Vakit geçmeden bile,
Gözle görülür biçimde solacaktım.
Yüzüme hüzün düşecekti;
Masallar asla aydınlık olmayacaktı.
Maskeler, oyunlar,
Hırs benden uzak olsun artık.
Büyümüş olmanın bedelini,
Ağır ödesek de,
Gelecekte bir gün saflığımızı bulacaktık.
O an en kıymetli anımız olacaktı.
Ne riya,
Ne haksızlık,
Ne sahtelik olacaktı;
Dostlarımın dertleri derdimde,
Özlediklerim hep kalbimde olacaktı.
Kayıt Tarihi : 14.07.2026 23:37:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!