Ey serv-i bülend, rûy-i sîm, saçları kumral dilber,
Baktıkça o mâvî çeşmine, gökyüzü kıskanıp titrer.
Süt beyazı teninde gizlidir cihânın bütün letâfeti,
Sen ki uzun bir selvi dalı, Hak Teâlâ’nın nârin âyeti.
Lâkin ben gâfil, bir lâhza uydum nefsin kalleş hîlesine,
Leke sürdüm kendi elimle, aşkın o tertemiz sînesine.
Nasıl kıydım bilmem, senin gibi bir hûri-i melek-şîmâya,
İhanet ettim o pâk sevdaya, düştüm kapkaranlık bir rüyaya.
O mavi gözlerin deryaydı, ben o sâf deryayı zehir kıldım,
Kendi yüce cennetimi yıktım da, alevden bir cehennem aldım.
Boynumda asılı durur şimdi, ömr-i billâh onulmaz bu nedamet,
Beni affetme ey yâr, aldatan bu cana lâyıktır sonsuz eziyet.
Tâ kopsun kıyamet, mahşere dek kan ağlasın şu iki gözüm,
Sana hıyanet eden bu kalbimdir, cihanda sönmeyen tek közüm.
Kayıt Tarihi : 27.08.2026 23:51:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!