Gel bu gece...
öyle bir gel ki! ! !
maviler içerisinde
karanfil kokulu teninle...
her zamanki doğal halinle gel! ! !
Bak sana ne getirdim!
Bahçelerin baharını,
Çocukların gül dudaklarındaki
Şarkısını getirdim.
Sevdiğin ne varsa
Yanımda hepsi:
Menenjit imiş hastalığım dediler ki;
’Çaren yok’
Yanıyorum hararetten bir yudum su veren yok
Ben yavruma doymamışken ayrı koydu yolumu
Bu hastalık kırdı benim kandımı,kolumu
Karanlıklardan yıldızları
saydığım geceden yazıyorum bu satırları.
hasretini azık diye fakir soframa sunduğum
ve su diye
kana kana avuçlarından
umudu soluduğum
Kar mı yağdı yüreğine
Ürkek bakışlarında üşüdüm..
1.2.12
mavikatre
Pakize Özbaş
Tatlı sözlerimde, hep gülüşlerde
Kalemimde hecemde, seni aradım
Yıldızlar seyrinde, heran düşlerde
Uykusuz gecemde, seni ararım,,
Sana baharları getirirken
Terlemiş yüreğimi
Ilık nefesinle kurula.
Sevdanın kundağına sarıp
*Geri dönüşü olmayan bir tüneldeyim...
*Oyunun adı:HAYAT
*Başrolde: ..Yalnız BEN ..
*Yardımcı oyuncular sevgi, saygı, acı, geçmiş..
*Senaryo konusu; her şeye rağmen mutlu olma sanatı.
*Ve sonunda oyun bitti.
Çiseleyen yağmurun altında biri dolaşıyordu. Öylesine dertli ve mahzun bir görüntüsü vardı ki, tarif etmek güç. Ağlıyordu...
Yağmura karşın, şemsiye açmamıştı. Üstelik, gömleğinin yakasını bile kaldırmamıştı damlalardan sakınmak için. Ne hissettiğine dâir yorum yapılabilir ama, yine de kesin bir şey söylenemez. Kim bilir, belki de yağmura duyduğu sevgiydi, onu böylesine aldırmaz kılan. Öyle bir sevgiydi ki, belki, her bir damlasına kavuşmak istemiş de açmamıştı şemsiyesini...
Gözleri yerdeydi... Yağan yağmura karşı ne denli teslim hâlindeyse, bastığı yer konusunda da o denli tedbirliydi... Evet, bu hâle de bin türlü yorum yapılabilir ama, belki, o kadar çok seviyordu ki yağmuru, tek bir damlasını bile ezmek istememişti.
Doğrusu, insanoğlunun âdetidir ahkâm kesmek. Nedense mutlu eder çoğu insanı, bilir gibi görünmek. Hele de bilmiyorsa... Hele de hiçbir fikri yoksa, nedense daha da çok tahmin yürütür... O kadar da bilgiç bir tavırla yapar ki bunu, ehlidir sanırsınız. Oysa bilenler vardır, elde parmak misâli... En çok onlardır seçen, diyeceği cümleyi...
Şimdi bırakalım bunları bir tarafa, dönelim yağmur altında ağlayarak yürümekte olana... Hem ağlıyor, hem ağır adımlarla gidiyordu. Öyle ki, hiç kimse umurunda değil... Zaten, derdi içinde olana, dışarısı gam değil... Sanırsınız âlemde ayrı bir âlem bulmuş da, orada geziniyor. Sanırsınız, uzaklarda bir sevdiği var da, hasreti içine çökmüş, gözyaşı döküyor...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!