Tuttuğum neydi ellerimde
Vakitli vakitsiz ruhumu yoklayan
Bir yangının külleri miydi yoksa
Sen miydin hayatımda büyük olan
Yoksa ben miydim asıl küçük olan
Ateşle dans etmenin ilmini öğrenince,
Ateş bile küle dönüşür;
Sen Aşk’a varınca…
Siz hiç ahlaklı bir köpek gördünüz mü?
Ya da ahlaksız bir kuş?
Ben de sadece benim işte.
Sizin düşündüğünüz hiç kimse…
Sıkıldım üzerime giydirilen çuvallardan...
Utanmam yok benim.
İtinayla seçilmiş kelimeler,
Git ya da kal arasında kararsız,
Cümlelerin bile kafası karışmışken,
Sıkışmış, mora dönüşmüş dudaklarımın,
Ve rengini soğuk bir bakıştan almış,
Tenimin,
at kestaneleri gibiydi.
canıma batıyordu varlığı
ama ben yine de
derinlerde bir yerlerde
yemişler düşlemiştim türlü türlü.
Akşam üstüydü.
Gün gitmiş, hava kararmıştı.
Tuhaftı…
Bu mayıs akşamında fırtına ne geziyordu?
Bu telefon neden bu kadar acıklı çalıyordu!
bir şeyler değişiyor,
biliyorum...
derinlerde bir yerlerde,
ismim fısıldanıyor,
duyuyorum...
(Ressam Mustafa AYAZ Hocama)
hangi anına yetişemedin zamanın...
hangi bezgin renkler
bir çakmak yanığı beyazına
Şimdi ben kalkıp mutlu olsam
Hızla kirlenen ve betonlaşan bir dünyada
Şu tarumar ettiğimiz doğada yaşamaya çalışan minik dostlarıma
Yananlara
Açlara




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!