Kalbimi Güveler yiyor görüyor musun?
Nihilizmli bir bakir gibi bakma öyle,
Beni yok ediyorsun,
Hiçleştiriyorsun.
Kalbimi Güveler yiyor,
Görüyorsun!
Olmaz ben seni çok sevdim Tanrım ve onu da,
Sende sev bizi bu isyan çok fazla, bu siyah bir öfke,
Öpmem gerek boynundan, kokusunu üzerime örtmem gerek,
Gözlerinde şehir kırıkları, kalbi camdan saraylı, soylu bir cennet katliamı bu biliyorum,
Beni bana bırakma onu da ona..
Sen katledilmiş medeniyetim sana diyorum!
Ben başka bir uygarlık kurmak için buralardan uzaklaşıyorum..
Gitmem gerek gidiyorum..
Hoşça kal diyemem...
Hiç hoş olmadık biliyorum
Kelimelerimden vurdun beni adam kelimelerimden...
Şimdi sustuğuma bakma...
Eskiden çok konuşurdum seni....
Her gece aynı adamı düşler, biriktiririm.
Ama sonuç hep aynı...
O adamın geleceği yok ki bel çukurundan rakı içeyim...
Biliyorsun çok yaram vardı
Başkası pansuman ederdi sen tuz basardın
önce kanatır sonra ana avrat severdin
ben böyle olsun hiç istemedim
yani bir kaç şiirin dudağını ısırmışlıgın var o belli
peki ya seni nasıl sevmeli?
O, ayrılık manzaralı gözlerin yok mu?
Bir de Aşk nedir bilmeyen o sağır yüreğin,
Deli ediyor beni..
Ve içime akıtırken dudaklarından koyu bir şarabı,
Her gün daha azalan bir sarhoşlukla sevmeye devam edebilirim seni..
Kadınlığı yarımlayan, kadınları eksik gören,
Kadın kelimesini çiğneyip çiğneyip tüküren zihinlerin
Sizce de çarmıha gerilmesi gerekmiyor mu?
İçimdeki karanlığın beni yutacağını düşünürdüm hep...
Meğer ben bunca yıl içime karanlıklar yutmuşum.
Ne onu kürtaj edebiliyorum çaresizliğimden ne de onunla yaşayabiliyorum.
Buna pek yaşamak denmez ama olsun en azındandan hàlà yazıyorum.
Aramızda her şey var...
Mesafeler, kırgınlıklar, şans, şanssızlık, kader, tek taraflı bir aşk...
Aramızda her şey var, hiç kimse ve herkes var.
Ya itiyorsun beni ya da ardında sürüklüyor...
Gel desen geleceğim halbuki,
Ama gel demiyorsun...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!