Duyma sağır fısıltıyı, sevgim sağlam yerinde
Fırtına sert esse de sarsılmaz en derinde.
Adın kazılı kalbimde, her nefeste dilimde
Fırtınaya rağmen kök salan çınarım ben
Dağları yırtıyor içimdeki bu deli, bu devasa tufan!
Gök gürlüyor mutluluktan, şimşekler çakıyor kanımda.
Güneşi emiyorum gökyüzünden, sığmıyor göğsüme bu can,
Kâinat tutuşmuş dönüyor sanki, tam şu an yanımda!
İlk akşam çökmeden günün üstüne,
Hem karar değişti hem söz değişti.
Daha gün doğmadan dünün üstüne,
Hem sitem değişti hem naz değişti.
I. YARAMAZ AĞIZ
Özledim! Yaramaz ağzını ah!
Benden akan zevk pınarını!
Seni sevmenin tadını!
Mekân doğuruyor mekânı,
Bir kentin rahminde bin kent gizli.
Zamanın kırık aynasındaİlerliyor o gölgesiz vakit...
Ey İstanbul!
Kime dönsek yüzümüzü, bir gölge kalıyor geriye,
Kime uzatsak elimizi, bir kırgınlık sızıyor içeriye.
İnandığımız dağlara karlar yağıyor birer birer,
Maskeler düşüyor, geriye hep aynı yalnızlık kalıyor.
Yazarım...
Mürekkebim rüzgar olur,
Anlatırım içimdeki her şeyi.
Ama sen bilmezsin,
O zamanlar sokaklar çamurluydu,
ayaklarımız çıplaktı.
Ama rüyalarımız kunduralıydı.
Benim diğer yarım da taşır o geceye açılmış
gül yaprakları gibi romantik, düşsel adamı.
Öyle derin bir aşkla bağlıyım ki hayata,
Bugün gökyüzü bana kanatlarını verdi,
güneş de altın parmaklarıyla omuzlarımı ısıttı.
Yalın ayak yürüyorum kıyıya vuran duanın üstünde,
ve beyaz gömleğim denize karışıyor,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!