Alışıyor insan zamanla
Her şeye her yere
Alışıyor insan
Sessizliğe sessizliğine diyelim ya da…
Yaşlanıyor insan zamanla
Dingin bir sabahı koklamanın
Bin çeşit yolu var
Herhalde bu benimki
En olmaması gerekeni
Sensizlikle örtülü bir sabah yine yukarıda
bu böle ne kadar sürer bilmiyorum
umudumun iyice tukendigi ve karşısında bir ayna oldugu gerçek
of çekmekle bitmiyor tukenmiyor hiçbir şey
yanıyorum olmuyor
tükendim sanıp bırakıyorum artık senli sevdamı
olmuyor
Bu mavilikler birşey anlatmıyor bana,
Artık,
İçime kurşunla yazıyorum
Yanlızlığı...
Sen gidiyorsun şimdi,
Son ada vapurundan görülen
Deniz gibiydi gözlerin;
Şu uzun uzun dalınıp gidilen hani,
Şiddetli ruzgar altındayken
Sigara yaktıran
Ve iç çektirerek aldıran nefesi…
Karnımdaki ağrı
ve başımda yanıp sönen bu ateş,
Bir kaç notaya aldanıp da eğildiğinde bir kalem
Bir masaya...
İşte o an çıkageliyor tüm devrimler tarihten,
Güzel hayallerde, kendine has bir gülüşün vardı, hep mutlu olabileceğin bir şeyler bulabilirdim düşündükçe.
Şimdi ayrıldık diye umursamamalı mıyım mutluluğunu?
Sevmek, geçici hüsranlar gebeliği midir ki suyu gelince acı çeksin insan?
Hayır, yinede mutlu olabileceğin düşünceler geçebilmeli beynimden, mutluluğuna düşler kurulmalı
Peki bu seni sevmek midir hala?
Bir meşk ve sevda ile yaşamalı insan hayatı,
Takdir-i İlahi yanlış koysa da kuralı...
En özlediğim,
Ve hasretlendiğim,
Bir şarkıyı bile bulur bulmaz
Çevirip çevirip dinlerken ben,
Kimbillir ne olurdu
Güneşi görünce gözleri
Şımarıyorlar hemen
Yeşile!
Yeşile kaçıyorlar
Baharın bir günü…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!