Tutunca ellerinden herkes sever seni.
Ben dokunamayınca da sevdim...
Yıldızlarla bir tutup
güneşle sıvadım gözlerini...
Ve o hiç bir zaman
benim olmayan varlığını
Sen herkesten sakladığım
hatta kendime bile söylemeye
korktuğum gizli sevdam
söyle ellerin değer mi
bir gün ellerime
yada seni düşünsem geceler boyu
Sonra durup dururken aklına
birden ben geleyim...
Adım değil acım kalsın sesinde...
En büyük pişmanlığın olayım.
Aldanma her seni seviyorum diyene.. Tomurcuklarda yağmuru sever ama güneşi görünce çiçek açar.
Yalnızlığı sevdim..
Çünkü; iki yüzlü insanların menfaatçi tutumlarından, seviyor gibi görünüp aslında sevmeyen insanların sahte yüzleriyle tanışmaktan, huzur vermek yerine sürekli akıl veren insanların çok bilmişliğinden, bedenen yanımda olup aslında kalben hiçte öyle olmayan insanların sahte kalabalığından çok yoruldum.
Uğruna hiç şiir yazılmamış
bir kadın hep biraz eksik yaşamıştır
ve yine hayatında hiç şiir yazmamış
bir adam ne yazık ki hep boşa yaşamıştır.
Aslında kaybettiğimi sandığım insanlara baktıkça kazandıklarıma şükrediyorum...Onların sayesinde kazanmadım mı bütün tecrübelerimi..?
Onlar öğretmedi mi bana öyle olur olmaz kimseye güvenmemeyi.Mesela artık kimse eskisi gibi kalbimi kıramıyor ya da ben izin vermedikçe kimse beni çıkarları için kullanamıyor. Dedim ya şimdi anlıyorum;
Aslında ben değil, onlar kaybetmiş!
İnan buna da zerre kadar üzülmüyorum.
Şimdi gözlerimi kapatıp Ayvalık’a, o her mevsim aşkla baktığım mavi denize, Midilli adasının ardında her akşam bir sevgiliyi usulca öper gibi veda eden o gün batımlarına, Sakarya’ya, Macaron’a, bir uçurtma umarsızlığında çocukluğumun en güzel çağlarını çalan o masum hırsıza ya da Cunda köprüsünde düşlerimi satmaya henüz yeni yeni başladığım o acemi sevmelere… Dar sokaklarında sıkışıp kalan gençliğime ilaç olan ve bana bir şekilde hep iyi gelen o tuhaf iklime… İlk tutunduğum aşk, ilk sevecek sandığım kadın, ilk şarabın sarhoşluğu, öptüğüm o ıslak dudaklardaki ilk heyecan, kalbimi son bıraktığım yer; Ayvalık, şimdi biraz sana gelsem…! Sahi alır mısın kalan düşlerimi bedavadan sana versem!
Hem sana söz veriyorum bu defa yaşımız akıp giden zamana inat büsbütün o toy zamanlarımızda kalacak hep… Ve aklımız yaramaz bir uçurtma misali bir oradan bir oraya savrulurken, kalbimiz henüz hiçbir şeyi kirletmemiş bir çocuk saflığıyla dopdolu olacak…
Anlasana! Özlemekle geçen bütün geçmişi bir bir unutup, sana gelmek için sesleniyorum bu defa bütün sahillerine, koylarına, adalarına… Ama gel gör ki bir o kadar unutulmuşum gibi bir his var içimde... Yani küskün geçen yıllar seninle de aramızı bir hayli açmış besbelli. Olsun yine de umudu kesmiyorum ben...
Söz bu defa hiçbir ayrılık, hiçbir şehir, hiçbir mesafe giremeyecek aramıza…
Derken umursamaz bir tavırla uzanıp öpüyorum gerdanından seni, yani o güzelim Cundadan... Küçükköydeki o eski evlerin taş duvarlarından dokunuyorum tenine, derken Şeytan Sofrasında buluşuyor dudaklarımız en deli halimizle… Nefesinle var olurken benliğim, tıpkı bir sevgilinin şefkatle dokunan elleri gibi üşüyen saçlarımda dolaşıyor bütün sevinçlerimiz…
Sonra bir ürperti sarıyor aniden benliğimizi. Yani tahmin ettiğin üzere tıpkı vedalaştığımız o gün gibi hava yine soğuk mu soğuk bir mart gecesi… Ama merak etme bu defa üşüyen ellerimi ceplerimde değil, senin dizlerinde ısıtıyorum. Derken adımı soruyorlar sana, usulca gülümsüyorsun…
Bugün ne oldu biliyormusun. Bugün ilk kez sensiz olmayı başardım. Evet, çünkü bugün ilk kez beni sevmediğine inandım. Çünkü seven insan sevdiğini üzmeyi değil, mutlu etmeyi ister öyle değil mi? Ben bunu bugün çok net anladım...
Sen ne kırgınlıklarımı anlayabildin ne de hissettiklerimi önemsedin. Ve en kötüsü ben sana bu kadar inanıyorken sen bütün güven duygumu paramparça etmeyi başardın sonrada hiçbir şey olmamış gibi benden seni sevmemi bekledin, istedin.
Ama inan artık yoruldum. Evet her seferinde sana yenilmekten, kaybetmekten, güvendiğim için pişman olmaktan, üzülmekten yoruldum. Şimdi anlıyormusun neden sensiz bir hayat tercih ettiğimi...
Ama bil ki beni buna sen mecbur bıraktın. Dedim ya bana kalsa senden asla gidemezdim... Şimdi kutla zaferini ve ağla yalnızlığına, yakıp yıktıklarına, yalanlarına... Bir zamanlar nefesinle can bulan herşeyi nefessiz bıraktığın için ağla...Hem de hıçkıra hıçkıra otur ağla yalnızlığına...Bir kez olsun ne olur, sende beni bütün benliğinle,kalbinle anla
Her şeyi unut bunu unutma
Güzel olan sen değildin
Ben güzel sevdim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!