Bizim çocukluğumuzda ,
Evlerimizin kapıları kilitlenmezdi .
Kapı önlerinde ikindi çay sofraları ,
Bahçede toplanıp yerdik yaprak sarmaları ...
Her bir komşu teyzemiz,
İkinci annemiz gibiydi .
Kıymet verilenler
Kırılmasın !
Konuşabilecek cesaretleri olsun ...
Kırılmaya varmadan ,
Yüzleşmenin sesi çıksın ...
Yaşam ömrümüzü
sonsuza taşıyan kadın,
Ekin gibi ekti
yeryüzüne insanlığı.
Saçlarınla
yapraklandı, çiçeklendi,
Ne fırtınalar gördü bu denizler
Ne imbatlar, ne tuzaklar
Ne ateşler yakıldı sevdalara.
Esip kopup gitmeleri bilir
Yalnız başına sakin durmayı da
Deniz için üzülme, kendine üzül.
Hayat istemeden oynadığın bir oyundur
Seni alırlar sahnenin orta yerine bırakırlar
Çıkacak inecek merdivenleri de bulunmaz
Dekor yaşadığın ülken coğrafyandır .
Işıklar Annen baban öğretmenlerindir., aydınlanırsın
Bastığın zemin inancındır
Çok sevdiğim biriyle karşılaştığımda ;
Sanki masmavi denizlere ,
Yemyeşil ormanlara bir kapı açılmış da
Ona bakıyormuşum gibi bir his geliyor .
Sakin ve sessiz bir yerde,
Yalnız olmanın en güzel yanı,
Sadece kendi iç sesinle kalmaktır .
Kimseye cevap vermen gerekmez
Bu yüzden ruhunla iyi anlaşırsın .
İç sesinle konuşmaktan asla sıkılmazsın .
Okyanusunun kumsalında
bir kum tanesi kalmaya razı olacak kadar
Sevebilir mi insan ? "Sever !"
İndi bindi olmayan tek yolculuk
Hayata yolculuk,
Bavula ihtiyaç yok,
Zamanı taşıyorsun tek gidiş biletiyle,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!