Kırılan her yanım, tamiri makbul değil
İçimde sustuklarım, kimseye dahil değil
Gelişinle gidişin bir, bu normal değil
Bir var, bir yoksun… kalbim buna hazır değil
İçimde bir boşluk var, adını koyamadım
Gülüşü diyorum ne kadar sade saf sanki yıllardır eskimeyen bir inanış gibi,
Gözleri diyorum gizli bir cennet gibi, içinde uzaklar da kimselerin bilmediği insanların görmek istediği yaşayıpta son bulmak istediği bir hayat gibi,
Saçlarını hiç sorma umudun rüzgarların da dans eden bir kız çocuğu masumiyetin en saf hali.
Seni anlatmak bir ressamın fırçasından en sevdiği resmi çizmek gibi renklerin aşkına inanarak
Ve sana sarılmak olmayan bir mevsimi beşinci mevsimi yaşamak gibi…
Eskilerden çalan bir fransız şarkısı (tomba la neige)
bu gece yeniden seni bana getirdi,
tutki gece idi ve yağmur yağıyordu taksimde,
aylardan şubat, marta kavuşuyor idi,
sanki tüm hasretler siliniyordu o gece yağan yağmurla...
hayal bu ya bizde senle,
Gözlerin bu zamana kadar gördüğüm en güzel şehir...
Gülüşün üzerinde kurulabilecek en güzel ülke...
Sarılman ile oluşan bu mutluluk dünyama ne demeli...
Hoşgeldin şehrime, hoşgeldin ülkeme, hoşgeldin dünyama... Hoşgeldin...
Hoşgeldin mutluluk, Hoşgeldin umutlarım, Hoşgeldin benim canım...Hoşgeldin..
Hoş geldin Huzur… Hoş geldin Ya Şehri Ramazan…
Eski zamanları yaşayabildiğimiz tek zaman,
Değişen onca şeye rağmen,
Değişmeyen tek güzellik ya şehri ramazan…
Sabrın en güzel sınanması ramazan…
Tok açın halinden’de anların adı ramazan…
İnsanın kendisini her akşam, her gece aynı sızının, aynı derdin içinde bulması aslında ölmesidir biraz... eğer bu durumdaysa insan, bu durumdaysanız SİZ... SİZ demeki Onu UNUTMAYI BAŞARAMADINIZ...
Gece dolar içime usulca,
Adın düşer dudaklarıma,
Unut derler seni bana,
Kalbim kalmış avuçlarında...
Dokunsan yanarım teninde,
Eskiyen herşey kolayca atılırmış, ağaç dalındaki yaprağını eskiyince bir mevsim bahanesiyle atarken, peki ya bizler neden eskiyen anıları bahanelere sığınıp atamıyoruz?
14 mevsim geçerken hala aynı acıları içimizde taze tutuyoruz… Bizim dalımızdan kopan her sevda için göz yaşı döküp hala o çiçeklerin açmasını bekliyoruz…
AŞK-I MECAZÎ olarak yaşıyoruz… Bizim olmayan herşeyi fazlasıyla sahiplenip bu dünyada kendimize hep bir acı hem bir keder vermeye çalışıyoruz…
Karanlık yüreğimde gölgeni arar dururum,
Sensiz birçareyim adındır bir tek umudum.
Bak üşüyorum bahanemde yok oysa,
Keşke bitanem şuan yanımda olsa,
Saat kaç olursa olsun BENİ UNUTMA…
Ben seni saatlerin ötesinde 25. saate sevdim…
Mevsimler önemli değil
Bir kartanesinde, bazen bir yağmurda,
Bazen esen bir rüzgarda yada
Yüzüne vuran güneşin ışığında BENİ UNUTMA…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!