kızım öyle bakma bana
vesikalık poz verme da
nehir gibi akma bana
coşup coşup da geçme da
bırak boynumu in yere
Turşu kapında elleri;
Fasülye avlamak için...
Çayı test eden dilleri,
Oy güldürür için için!
Gece gülümseyen Ay'ı,
Bir gönül gezdirir herkes,
Fani dünya pazarında!
Sanki ölümsüz her nefes,
Her bir gönlün nazarında!
Varsa seyrinde kötülük,
Ey yar, her gece baktığın,
Parlak yıldızdan ne haber?
Şu gökyüzümde yaktığın,
Sevda burcundan ne haber?
Ey yar, göğüme bakarken,
Şu dünya telli duvaklı
Gelin oldu düğünümde
Davula, eli tokmaklı
Vurdu en güzel günümde
Davullar benim boynumda
merdiven üç heceli
ve altı basamaklı
napsan hep orda aklı
ah gündüzlü geceli
Ey mülk sahibi, sensin hüküm veren;
Sen ‘Ol’ dersin de, hemen oluverir!
Sensin ey Mevla’m, kalpleri çeviren;
Sen dilersen kul putları devirir!
Mevla’m, ey Mevla’m, Fettah’sın, Kerim’sin,
Şimdi 'Mihriban' çalıyor,
Şair gönlümü yakıyor.
Bir sızı ki gönlü vuran,
Aşığa gurbet kalıyor.
Maşuğun gönlünden gurbet,
Mutluluk, bir kuş misali,
Ele avuça sığmaz yar;
Kayan yıldızın visali,
Kadar bekler, mutluluklar!
Korkak başımın üstünde,
söküğünü dilip dikip
yine söken ey sultanım
bu sırra olsam mı talip
üstümde varken kaftanım
sırrın kaftanında yitik




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!