Gündüzün kargalar uçar tepemde,
Gecesi rüyama girer bülbüller.
Bir sığınak gibi durur ensemde,
Kuş tüyünden yastık ve beyaz güller!
Gecenin koynunda seraba huzur;
Kor ateş düştüğü yeri yakarmış,
Sen gülüp oynarken aklına düşer!
Üstüne bir devir döner karakış;
Pılını pırtını toplayıp keder,
Şu sinemi işler hep nakış nakış!
günlerden ikindi vakti
gittim korkumla dişçiye
doktorum şöyle bir baktı
ben de döndüm mü keçiye
iş inada bindi şimdi
Deryalarda gemim, yüklü yol alır;
Ufku ufka katar, gider habersiz!
Bir limana hasret rotam, fenersiz,
Deryalarda gemim, yüklü yol alır!
Sırdaşım, kardeşim, sevgili dostum,
Bir fetret devri ki, ayırdı bizi;
Ah, seneler var ki, sensizdi postum...
Muhabbet aşkına, bekledim sizi!
Sırra kadem bastım, sen geldin dostum,
var mı ki bu yolun sonu
düşünmek bile yoruyor
ben mi kurdum bu oyunu
her daim sille vuruyor
bir kere tattım suyunu
Yıllar akıp gitti, fotoğraf kaldı...
Şu koca aleme, hükmeden akış;
Mazide ne varsa, yokluğa saldı!
Yokluk! Ta içimde, donmuş bir bakış!
yalancı desen yüzüne
arsız sırıtır yüzüne
ne yapsan boş değişmez ki
yaşı gelse de yüzüne
n'apsın kapılmış düzene
Olmazların derdi izahı gerdi,
İspat mı bekler aslan pençesinde!
Firavunu sinek, yerlere serdi,
Uyanmaz yazık, ecel ensesinde!
Bir bardak çay masamda,
Çaya yansımış yüzüm...
Karıştır çayı, camda,
Kaybolsun ela gözüm.
Karıştır çayı canım,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!