Dağlar doruğunuz boran-kış mıdır?
Üşüdüm yollarda kaldım zordayım
Yoksa eşkıyalar size eş midir?
Bu yaban ellerde kaldım zordayım
Zabitler yollara pusu atanda
Sabahlara doğru bir ses duyarım
Mor sümbüllü dağlar çağırır beni
Âşıkların katarına uyarım
Mor sümbüllü dağlar çağırır beni
İçinde bir keklik türküler söyler
Ey beyhude bize neden sorarsın?
Biz senin yârini nerden bilelim?
Kendini burada boşa yorarsın
Biz senin yârini nerden bilelim?
Mecnun’amı, Ferhat’a mı özendin
Bir seher vaktinde yola çıkarım
Bir gün geri dağlarıma dönerim
O eski günlere doğru akarım
Bir gün geri dağlarıma dönerim
Giderim bu çirkin yeri bırakıp
Dedim sizin Emrah nicedir, kimdir?
Dediler Erciş’te çınardı Emrah
Dedim ne hocadır nede âlimdir?
Dediler aşk ile yanardı Emrah
Dedim zengin miydi, ne yer-içerdi?
Siz misiniz Osmanlı’nın torunu?
Temeli bozulmuş zavallı gençler
Düşünmek var mıdır sizde yarını?
Emeli bozulmuş zavallı gençler
Sizin pazarınız en rezil pazar
Kaderi böyledir bizim illerin
Bayburt feryat eder, Adana ağlar
Hep gurbete çıkar sonu yolların
Van gölü ah çeker, Zigana ağlar
Toroslar’ın tepesini sis tutar
Çamurlar içinde yıllardan beri
Düşe-kalka yaşar bizim köylüler
Bir yola girince dönemez geri
Bata-çıka yaşar bizim köylüler
Bir çile ki! Terk eylemez peşini
Bizim madencinin bahtı karadır
Dünya’ya ardını dönüp giderler
Ekmek derdi ocağında çıradır
Karanlık dehlize inip giderler
Geçim kaygısında yüreği çatlar
Tarih boyu bu mübarek vatanın
Hükmettiği çağlarında biz varız
Töresine uyup Oğuz Ata’nın
Yirmi dört kol boylarında biz varız
Dönmek yok, huzura erene kadar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!