'Nereye kadar böyle? ' dedi yasak aşkına.
Ne demek nereye kadar?
Olduğu kadar,
gittiği yere kadar elbet! ..
Yıllardır uçaklarını uçurduğun,
kirletip durduğun,
dumanlarla bezediğin bu gök,
dev şileplerini yüzdürdüğün
arkalarında kirden izler bıraktığın
Küfürden güç alanlar,
küfürle aktive olanlar ve güne böyle karışanlar için
İstanbul bulunmaz bir nimettir! ..
Örneğin bu sabah,
yine arızaya bağlanmış koşumu yaparken
Aldığın onaylar
gördüğün takdirler, ödüller, plaketler,
taktığın nişanlar
ve geldiğin yerler, zirveler bir yere kadar.
aldığın sıfatlar
Hayatın boyunca
sadece evinle ilgilendiysen
işine gücüne akıttıysan bütün enerjini
ve etrafındaki o kitleye...
sadece zevklerin peşinde
Ezilirken altındakiler
ve sen;
tamamen onları kendine temel ederek yükselmeye çalışırken
bu koca, çarpık binanın
nasıl ayakta kalmasını beklersin! ?
Hepsinden vaz geçtim.
Doğadan, hayvandan, ağaçtan
sudan, dereden, denizden, adalardan.
Gülen insan yüzlerinden
acı çeken aç çocuklardan
Sarmışken
ele geçirmişken kızgın alevler
merhametini bile
kardeşin kardeşe,
buzlanmışsa tepeden tırnağa
Ben bunu defalarca denedim
güzelliğini gördüm.
Filmleri seyrettikten sonra
müziklerini “albüm” olarak dinlemek
o filmin benlikteki etkisini
Yahu, şu plazamızın 'yıllanmış çaycısı'
'gündüzleri garson, akşamları fiş çeken,
hesap kesen' görünüşlü
Baba Rıfat'ın çayı nasıl bir çaydır? !
bana şunu bir diyen olsun!




-
Zafer Zengin
Tüm YorumlarBen şairim demeyi şiirleriyle gösteriyor..Okuyucunun önüne serdikleri 'evrensel gerçekleri [miz]..okudukça
unuttuğumuz isyanları yeniden hatırlıyoruz..Gerçeği
sofraya koyup yüzleşme gücün varsa al ne kadar lazımsa diyor. Sesi ilginç metalik bir ses gibi geliyor kulağa..Doğal desek sahte to ...