Hiç
sana verdikleri
verecekleri,
elde ettiklerin
ve elde etmek istediklerin için
şükretmenin dışında
N'olur seninle o akşamki buluşmamıza
o bara
daha önce ayaklarında gördüğüm
o sivri burunlu, ince topuklu, siyah
seksi ayakkablarınla gel.
Ağlamayı, sonra da ağlamamayı
ağlanacak şeye gülmeyi öğrendim ben.
Gülerken bir anda
önümün beton duvarla kesilmesini ve
o anda da ağlamamayı
Günaydınlar senin olsun canım.
'O Işıklar' gönlüne öyle bir doğsun ki;
hücrelerin şaşırsın
rahatsızlıklarını, hastalıklarını atsınlar
soyunsunlar 'güç'ün huzurunda
yalanlarından kurtulsunlar hergün.
Bazılarının
insan olduklarını hatırlatan
tek şeyleri;
pek anlaşılmasa da ne dedikleri
iki-üç kelime bir şey konuşabilmeleri...
Açılmamış kapı gibi kalır bazı aşklar.
bir kere görmüş olsa insan arkasını
kalmaz içinde bir şey
yoluna devam eder.
Açılmadan geçtiyse hele bir önünden
”O kız” özel...
ve birçoğuna göre de -daha güzel-
çünkü benimle serviste otururken
tıpkı benim de yaptığım gibi zaman zaman
otoban kenarındaki ağaçlara daldı
”acaba burada yılan var mıdır? ” dedi.
takılıp kalsak da bazen
o -sonu gelmez- gelen
çıkmaz sokakların çamuruna
birebir yaşamak zorundayızdır
ne olup bitecekse...
Deli etme beni kızım!
öyle dünya güzeli mankenlere taş çıkarta çıkarta
kenarımdan, kıyımdan salına salına
ince naylon çoraplarla çevrelenmiş
kalite ayakkablarla yeri usulca yoklayan
Çoğu zaman onun dedikleri
masadaki anlık dolduruşlardandır.
Yarın sordun mu
'Mutlaka yapacağım! ' dediği şeyi
çoktan unutmuştur.




-
Zafer Zengin
Tüm YorumlarBen şairim demeyi şiirleriyle gösteriyor..Okuyucunun önüne serdikleri 'evrensel gerçekleri [miz]..okudukça
unuttuğumuz isyanları yeniden hatırlıyoruz..Gerçeği
sofraya koyup yüzleşme gücün varsa al ne kadar lazımsa diyor. Sesi ilginç metalik bir ses gibi geliyor kulağa..Doğal desek sahte to ...