Yüzüne çarpan ışık yoruluyordu sanki;
Öyle soluk, öyle bitkin...
Oysa hatırlarım,
Bir damla terin yanaklarında parlayışını,
Elmas gibi canlıca,
Gözlerine şiirler yazdığım sen miydin sahi?
Buruksun işte,
Pazartesi günüsün,
Geç yattığım gecelerin erken saatisin,
Unutulmuş bir yolun üstünde bir market,
Sağırlara çığlıksın,
Lal'lara kulak,
Barışlar hep yılışık.
Yapış yapış yapışık.
Fikir, başlarda yahte;
Dertli yüzler, kırışık...
Namuslar makinede,
Renkli beyaz karışık.
Can kırıklarıyla nasıl kanadık!
İki muslukla kaç senede dolduk!
Bedende değil de canda bunadık,
Çocukça sevmeyi unutur olduk.
Resimler silinik, aynalar bomboş.
Düşündüm sevdanın ettiklerini
Kaç kez ayrılığı istediğini
İmkansız sandığım sensizliğimi
Alıp gidiyorum kendi dünyama
Hayatın ettiği bir tek kahırdı
Geceye hasret uykularım var benim,
Sensizken bahar yaşamak zor inan.
Durmadan sızlayan bir kalp ağrım var benim.
Aşkın yüreğimde çılgın bir kor inan.
Tutma, bensiz uçurumlara verdiğin sözleri,
Bir aşk patlak vermesin diye senden sonrası,
Kapalı halde şimdi, kalbimin emniyeti.
Ne var ki hala açık, ayrılığın yarası,
Buymuş, ruhsatsız sevda taşımanın diyeti.
Yürekler, yalnızlığın kınında saklanmalı.
Sina Çölü'nün üstünden,
Uçtum 'Leyla Leyla' diye.
Soğuk şerbeti, testinden,
İçtim 'Leyla Leyla' diye.
Yıktım gönül yasağını,
Kiminin bir sözüne,
Değiştim ümitleri,
Kiminin gül yüzüne,
Bozdurdum tüm dertleri.
Hayatım dükkan olmuş,
Yağmurlar birikmiş kara kaşında,
Yosunlar yetişmiş gözün' taşında.
Bir pınar fışkırır yanı başında.
Yaradan seni ne güzel yaratmış.
Altın tepecikler, yanaklarında.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!