Yaşamın öğütüldüğü
Bir değirmende dönüyoruz
Sıramız geldiğinde
Biz de öğüneceğiz
Ve beyazlayacağız
Öyleyse vur beni
Attımsa dalından koparıp meyveyi çamura
Vermedimse isteyene
Öpme beni
En sevdiğinsemde
Ve çaresizi soydumsa sorgusuz sualsiz
ben ne karlar
ne kışlar
ne soğuklar gördüm
oğlum sen ne gördün
sen buna soğukmu diyorsun
odanda sobanın başında değilsin
Günlerimizi sayalım
Bitmeyecek kadar çok sayıda ki
Birden yüze kadar saymak kolay
Birden yüzyıla ulaşmak zor
Sayı saymaya benzemiyor gün saymak
Paylaşmaya da benzemiyor
Karınca sürüsü geliyor
Arkanıza bakın
Ve ayaklarınız havada yürüyün
Basmayın topraklarınıza
Karıncalar var
Ezilir
Öyle değil
Mahkûmluk zor
Mapusluk zor
Bir odaya kendini hapsedip
Film izlemek değil
Kitap okumakta
Biri bu kenti yakmama yardım etsin
Bu umarsız
Bu her şeyi kabullenen
Bu kirlenmiş şehri yakmak istiyorum
Biri bana çakmağını versin
Denize söylesem boğar mı bu kenti
İstemeden dinliyorum
İstemeden kulaklarıma doluyor sesin
İstemeden seviyorum seni
İstemeden geliyorsun aklıma
İstemeden giriyorsun koluma
Kolum uzaklarda kalıyor senden
Hepsi bir rüyaydı
Geldi ve geçti
Aklımda kalan en son
Karıma aldığım kırmızı gül
Ve çocuklarım vardı
Doğruysa




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!