ÇOK UZAKLAR..
Öylece oturmuş
Uzaklara
Çok uzaklara takıldı bakışlarım
Sağıma soluma bakınıyorum.
Bu sabah masamın yanımdan bir bayan geçti, uzun sayılabilecek bir boy zayıf, gayet düzgün bir fiziği vardı.ilerledi kaffenin içerisine doğru.İler de, en başta oturan genç kulaklığını çıkararak, yerinden kalktı ve usul usul bu tarafa, kadına doğru yöneldi.. Bu genç her gün gelir buraya, iri yapılı okumayı sevmeyen ama, ille de okuyacaksın diye direten, gayet varlıklı bir ailenin ikinci oğluydu..Dershaneye gitmeyip, o zamanı burada geçirmeye çalışan 17 yaşında bir lise öğrencisi.Erzurumlu olduğunu iki gün önce yaptığımız bir sohbette öğrenmiştim.Oldukça kuvvetli adeta öküzü bayırda tutacak kadar gücü olan bir gençti. Okumayı sevmediğinden, kendine göre planlar yapıyor, babasının bir dükkanını kiradan alıp, kendisinin işleteceğini anlatmıştı bana.
Babasının burada olmadığını, halasının kanser hastası olduğunu ve babasının bu nedenden dolayı halasını ziyaretine gittiğini anlatmıştı, oldukça rahat ve de gülümseyerek. Babamın olmaması, cebimde de harçlığımın olmaması anlamına geldiğini de söylüyordu.
Annesinin de kendi güzellik salonu vardı ama, hastalanınca devretmiş, yanında eski çalışanlardan birine.Annemde kanser hastası dedi, ama atlattı şimdi, mide kanseri teşhisi konmuştu, midesinin çoğunu aldılar, ama mide büyüyor zamanla, diye de eklemişti telaşlı telaşlı bu genç..
Erken teşhis değil mi? Diye sorunca da!
Genç, evet dedi üzgün bir bakışla,.ama annem artık yendi o hastalığı.Halamı bilmiyorum diyerek bitirmişti konuşmasını.Bende o an annesini hayalimde canlandırmaya çalıştım, çünkü Erzurumluydu, az çok Erzurumluları tanıyordum. Genç de çok iyi giyimli değil, öyle cebindeki harçlıkta iyi değildi. Babasını da bir sefer görmüştüm gene bu kaffede, oğlunu almaya geldiğinde. Ama babasına dik cevaplar vermişti o zaman., hatta salak bile demişti, ben duymuştum ama babası duymamıştı.Ne diyorsun? Diye de tepki vermiştim. Genç, sanki çok umurundayım da şimdi boş kaldı beni arıyor, diye karşılık vermişti benim tepkime.
Bu olay, yaklaşık iki yıl önce olmuştu
..Niye vaz geçiyorum, neden tembelleşmeye başladım yazma konusunda henüz anlamış değilim. Yazmak için her koşulda fırsat yaratan ben, şimdiler de yazmamak için bahaneler uyduruyorum; yoruldum. Kendimi mahkûm gibi hissediyorum, belki duvarlar yok, belki görüş günlerinde demir parmaklıklar, cam ve telefon yok ama şimdi de bir şey yok. Mahpusluk sırasında bir beklentisi var insanların ,haftaya kim gelecek görüşüme diyev heyecanla beklemekteler.. Benim öyle bir beklentimde yok. Yok, yani, bunun nedenini araştırmadım, araştırmakta istemiyorum çünkü biliyorum, ağarım, ağırlaştı her şey sırtımda, ben bile bana ağar gelmeye başladım. Gülme ya, gerçekleri söylüyorum neden inanmıyorsun ki. Çok ciddiyim, çok yorgunum çok mahkûmum çok umutsuzum, ya da ben bir nevi depresyondayım o da olabilir.
Aynı köyün farklı mahallelerinde doğmuş, iki kız çocuğu olarak büyüdük. Daha sonra genç kızlığa adım attığımızdan beri beraberdik ve iyi iki yakın arkadaş olduk. Sonra bazı nedenlerden dolayı ayrıldık, ayrıldık ama bu ayrılıktan benim herhangi bir sorumluluğum ve de hatam yoktu, bu durum sadece gönül işiydi ve kendisine bir türlü müdahale edemeyişi ve de cesaretsizlikten kaynaklıydı. Verdiği sözlerin arkasında duramayıp köyden kaçışı, tamamen kendisinin hatasıydı eğer bu bir hataysa tatbiki de…
BENİ MAHVETTİN…
Güzel bir roman okur gibi;
Okuyorum yazdıklarını
Atsam kendimi denizlere.
Yaksam tüm gemileri.
Sonra, karşısına geçip,seyretsem olan biteni.
Sarsa gökyüzünü kara bulutlar,
Hiç aydınlık kalmasa
Karanlığa gömülse tüm dünya.
Sende gidermiydin böyle? arkana bakmadan.
Geçtin gittin hayatımdan bir rüzgar gibi
Bir bulut, bir yağmur damlası gibi.
Kayboldun ufukta, sislerin arasında goremeden bile seni.
Sen de bırakıp gitin, fırtınalar koptu ardından.
GÜZELLER GÜZELİ ZEYNEP:
..Sen, böyle içten masal gibi konuşurken, bir zamanlar köyümüzde yaşanan acı bir olayı hatırladım..
. Bir zamanlar olaydı ama şimdiler de artık kimsenin hatırlamadığı bir hikaye,yada bir masala dönüştü, tıpkı babaannemin bize anlattığı o korkunç masallar gibi.. Annem o olayı anlatırken, olayı sanki yeni baştan yaşıyormuş gibi, gözleri, kolları, yüz mimikleri sürekli hareket halinde oluyordu ve ağzından çıkan her kelime anında acıya dönüşüyordu.
. Ağzı kuruyor, dudakları yanıyor, nefesi çaydanlıktan çıkan buhar gibi kesik-kesik alıyordu. Çok küçüktüm ama o kadar çok konuşuldu ki bu olay, aradan uzun yıllar geçmesine rağmen hala beynimin bir köşesinde kazılı durur.
SANA YENİLMEDİM.
Hayat beni görmüyor,
ne yaptıysam olmadı,
Evrenden istediğimi
Alamıyorum bir türlü
Önemli olan sensin...
Ne kadar değişmiş olsan da
hemen aklıma sen geliyor
gözlerim seni arıyor
Yüreğim seni soruyor
Yitip gitmeni istemiyorum
Ağlamaktan korktum
gülmekten korktum.
Gözyaşlarımdan korktum
Bunun için akıtmam onları
Başkalarının akan gözyalarımı görmesinden korktum.
Düşüncelerimden korktum düşlerimden de.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!