Aşkımızı tenimizde yaşadık
Yıldızlar üzerimizde ipek örtü oldu
Terimizi beden kadehinde içtik
İçip içip sarhoş olduk o gece
Zaman durdu
Ne geçmiş nede gelecek
Ayrılığı demledim çaydanlığımda
Buhar oldu uçtu bak
Damla damla inse de kabullenmedi deniz
Dalgalarıyla vurdu kendini kıyılara
Kar olup inse de dağların tepelerine
Sana inat kardelenler göz kırptı umuda
Aşkın yaşı yaşını bulamadım
Bulamadım bir türlü
Kimyası üç yıl dediler
Gerçek yaşı evrende
Nedir dedim
Hımım deyip burun kıvırdılar
Fırtına gidişlerin derbeder
Karışmış yalan kimliğine
Ugultusunda ağlar yeminler
Nedir bu telaş
Dönde bir bak arkana
Uykulardan kaçan rüya gibisin
Nazar değdi sevgimize
Seni sensiz yaşıyorum
Zühre yıldızım
Kalp ağrım
Kader bağım
Aşka susadı kalbim
Çileliğim hep neşeli görünsemde
Hüzün doludur kuşak çatışmalarında
Kendini bulursun gönül yollarında
Aşka susamışların sanal sofrasında
Bir dünyadır yazdığı klavye
Dostluk arkadaşlık bilinmeden
Sevgi sözcüğünü arayan çöl edebiyatım
Parçalayıp yırttı mı seni sam yeli?
İmlan bozulmuş için dışın kum fırtınası
Sualin mi güneşe uzanan kaktüs?
Açılır mı gecenin terinden vuslat gecesi?
Hüznümü sildiğim gözlerim mi
Acılar büyütür umutsuzlukları
Yaşarken görürsün geleceği
Yürekte kurulur dokuma tezgahları
Duygular renk düşünceler balık ağı
Sırt heybesinde birikir geçmiş
Sevgiyle öpersin dokuyan elleri
Canım derken yabancı olduk
Çizdiğimiz hayaller üzerinde
Kaydırak oynadık
Yaktığımız aşk ateşini kül ettik
Hıdrelleze dilek diye sakladık
Hayatı satranç sandık
Arka sokaklarda yaşayan insanlar
Karanlıktır onların gelecekleri
Kimdir bilir misin onlar
Sıradan insanlar
Lokomotif yaşamda
Viran olmuş yıkık köhne bir yapıda
Kutlarım
ANT10 puan
Kutlarım
ANT10 puan
Kutlarım
ANT10 puan