anlayışların ayak izlerinde,diplerin şahı bir mercan
sözcüklerde ne kadar letafet
sığ kulaklarda o kadar doyumsuz afet
yakalandığında zalim bir oltaya
bütün izleri sil de öyle git..
şarkıdayım şiirdeyim has bahçenin gülündeyim
çıksam bir an kapısından pas tutmuş demirdeyim
osgarlı bir film gibi onlar anlatır beni
kahraman gerçek ama senaryo ölmüş gibi
sabırsız dal baharı bekleyememiş hadi
koparıp çiçeğini dökmen mi gerekirdi
gözünden bir damla yaş akmadı kışın hadi
bulutun yüreğini sökmen mi gerekirdi...
beyaza kömür sürüp'' rengi kararmış'' deyip
kapımı her mevsim çaldı
solgun iklimler
dinledim
dört ayrı nazende
karaya vurmuş sevdaları
güneşte kurumuş umutları
Gök çırpınışlardadır bazen.Sürüklenirken bir kanadın peşinden,gözlerimiz yaşamı yakalayıverir.Düşüncelerimizin tutsaklığına adlandıramadığımız bir rehberdir bu çırpınışlar.Hislerimiz asla yanıltmaz.Adı olan yalnızca özgür bir andır...
ateşe yolculuktayken kanım
mürekkebe sevdalandı damarlarım
güneş doyana
kırmızı cayana kadar
ne zaman yazmak istersen
kalemindeyim...
merasız kalmış öksüz dağlar
ırmaklar tersine akar ah ki ne ah!
saklamış özgürlüğü beneklerinde
kelebekleri de alıp gitmiş kanatlar
teselliye sığınırken güneş bir buluta utançla;
dönmelerde ağır başım
bir yanda sabır taşım
bir yanda ekmeğim aşım
hani derler ya kaygısız başım
nafile
ne sevdalar büyütmüşüm
Hayatı bire bir gözlerinde gördüm küçük kız
Yaşadığını bu kadar mı hissettirir bir çocuk insana...
Dev yüreğinden okyanuslara dalarken gülümsemelerim,
beni çektikçe daha da derine çekiyor adeta.
O küçücük papatya ellerindeki ahenkli marifet
orkestra şefinin rüyalarına en güzel senfonilerle
zaman herkes nazarında aynı
herkes zaman nazarında ayrıydı
eski kahve değirmeninde
öğütüyordu hayatının tanelerini




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!