Şu Türk'lük burcumdan arza tırmanan
Tutkularım vardı... yaşamadım ki
Bilmem tecelli mi yoksa ân be ân
Gayyaya duvardı...taşamadım ki
Sen; bir zamanlar gümüş kakmalı tuğunu
düşmanın bağrına saplarken şimdi
kendini güldürmekten yorulmadın mı
Ve hâttâ esaret tanımaz ecdadın soyu!
bu yolda onca çileye
O,şu,bu,bilmem ben, tekdir benim çün
Bütünü silmem ben,yekdir benim çün
Benliğim kimliğim diriliğim O
Türk'lük tartısında iriliğim O
Ellerini uzatıp ruhumu titretirsen
Aniden taraçanın burcuna takılıver
Köşkümün perdesini eritip kirletirsen
Kederli pervazdaki köşeye çekiliver
Aşkın uçar giderse izbe viranelere
Meselâ diyorum; şu ânda sehven
Saatler, zamanı bölsün... ne dersin
Kalalım mı burda sâde sen ve ben
Sonra ne gelirse gelsin... ne dersin
Şivekâr sefâlar gelirse sehven
Cana, kafes kafes şiir dokurken
Bu şi'r seni seçmiş, sana geçmiştir
Nasıl anlatsam ki, tekrar okurken
Belki nefes nefes bana geçmiştir
Sen, karanlık ötesi hapsedilen gözyaşım
Kimden medet umarsın yıllar senin sırdaşın
Tozu gözüme kaçan can kafesimde yaşım,
Hicran sıtmalarını ölçer ya arşın arşın
Yetmez mi akıttığım kanrevân damlaların
Düşlerin rengine dudağı sarkan
Karanlık köşeyi vurasım gelir
Sineleri delen oklara kalkan
Olup da, zıhları kırasım gelir
Sevdaya kör kurşun sıkan cüceler
Şiirle özüme akar giderim
Sureti sözlere bananlar gelsin
Huzura şükredip bakar giderim
Hanemde benimle kalanlar gelsin
Derdi çağırırım aciz de kalmam
Cevap bulamadığım bir devr-i âlemdeyim
Ne cinayetler gördüm faili meçhul denen
Her idamlık karede ,düğümlü elemdeyim
Bir yığın hendeseyle şu kasavette dönen;
Salîble bir olanlar,susmuyor susmayacak




-
Hasan Sancak
Tüm YorumlarHOCAM SİTEMİZ KAYIP OLDU...