Ankara'nın karasında
Kanar durur yarasında
Soğuk ciğerlere vurmuş
Taş duvarlar arasında
Ulucanlar Ulucanlar
Temmuz doksanüçte yandı yürekler
Biliriz insanı biliriz yozu
Yobazlar ateşi kinle körükler
Unuttuk sanmayın İki Temmuz'u
Camilerden sürü ile kopanlar
Dizler tutmaz kollar titrer
Yürüdüğün yol utanır
Ciğer korkar yürek kükrer
Sağ sallanır sol utanır
Ferhat kalır masallarda
Biz herşeyi biliyoruz
Suçlu ininde saklanır
Sanmasın bu günahlarla
İki cihanda aklanır
Yakıyorlar yakıyorlar
Yılana bal yedirince
Sanmaki zehrini vermez
Çatal dili değdirince
Kör gözü hiçbir şey görmez
Sözüm çıkarcı pişkine
Bir İbrahim bir Emirhan
Yaptığına ne demeli
Biri Yılmaz biri Özhan
Uzatıyor yardım eli
Kiminin tütmez dumanı
Feleğin çemberini, sabır ile delsek de
Öylesine gülerek yaşıyoruz işte
Umudu yol eyleyip, çok kez aşka gelsek de
Mazimizi silerek yaşıyoruz işte...
Ömür denen çıtayı, sallayıp da itmişiz
Yürüyorum yaban yolda
Ne düşman belli ne savaş
Umut eş dostta oğulda
Eriyorum yavaş yavaş
Belki demedim derdimi
İki yaşındayken gözlerdim yolun
“Zadenne gelsene” diye Zadennem
Sen benim anamdın ben de oğulun
Rahmetle nur ile uyu Zadennem
Terasından düştüm kırdım bacağım
Sebze meyve tezgâhına baktıkça
Soğanı zıplayıp coşarken gördüm
Patates sıyırmış fiyat arttıkça
Sarımsağın sabrı taşarken gördüm
Ispanak ateşli el değmez olmuş




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!