Madem şu kâinata, hâsıl olan damlayız
Ol zerre bu damlaya! Ahirine yol gerek
Cümle beşer hepimiz, bir atadan olmayız
Hamuruna has maya, zahirine dil gerek
Teni insan eyleyen; geçmişidir, özüdür
Kuvâyı Milliye ruhundan gelen
Direniş hâlidir başkent Ankara
Burçlarında al bayraklar yükselen
Meclis mahalidir başkent Ankara
İlanından önce cumhuriyetin
Kurtuluş destanı bu; yiğitlerin türküsü
Al bayrağın onuru, şehitlerin öyküsü
Kahramanlar otağı, Kilikya’dan bu yana
Direnişin toprağı, bağrı sıcak Adana
Dağılmış dağa taşa, düşman yağmalar yurdu
Lanet olsun soyunuza
İnme insin boyunuza
Bunamıştan toyunuza
İnim inim inileyin
Hatırı bilmesin torun
Gökyüzünden gülümser şad içinde şehitler
"Vatan için ölüm" der, bin kez doğar yiğitler
Çok destana, türküye yazılmış bu davamız
Hep özgür bir Türkiye! Vazgeçilmez sevdamız
Nutuk'tan aldık feyzi; sur gibidir her niyet
Bağımsızlığın tezi, delildir cumhuriyet
Ne niyetle çıktın yola
Kime hizmet bu gardaşım
Zarar verdin onca kula
Bu yaptığın ne gardaşım
Pişman olup bir gün elbet
Madem hesap sorulacak
Arsız belli talan belli
Var oldu hep var olacak
Hırsız belli çalan belli
Konuştukça susmaz olan
Ay yükselir ufukta, yıldıza kucak açar
Güneş doğar şafakta, şehrime ışık saçar
Medeniyet izinde, yeşerirken bu toprak
Süzülür gökyüzünde; ay yıldızlı, al bayrak
Biz nice uygarlıkta, bu toprağa kök saldık
Bir adalet kervanı
Çevreliyor her yanı
Atılan her adımda
Silkeliyor mervanı
Güneşi doğuran gök
Bak şu devrana, âlem ne halde
Kimya katil gibi, fen ağlar oldu
Eğlen hopla zıpla, neşelen gül de
Beyin sefadayken ten ağlar oldu
Hile, çıkar hep birinci planda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!