Işığa gelince, güneşe karşı olan hava aydınlanır, yeryüzüyle karşılaşır ve yeryüzünü aydınlatır, zatından dolayı aydınlık olandan ortaya çıkan ışık, ilk ışık, başkası sebebiyle aydınlık olandan ortaya çıkan ikinci ışıktır, havanın ışıkla keyfiyet kazanmasının delili, sabah vaktinde güneş doğarken, ufku aydınlık görmemizdir, gölge ikinci bir ışıktır, karanlık aydınlık olabilen şeyin ışığının olmamasıdır.
Necmüddin KAZVİNİ, İranlı Filozof, 1277
Çev. Salih AYDIN,
Bliim danışmanlığını Nasiriddün TUSİ nin yaptığı dönemin önemli bir ismi, Astronomluğu da var, Hikmetül ayn başyapıtı ve tam bir felsefe klasiği, meraklısı bulabilir.
Işıktan parlak, bir de ruhu kat, sen keyfe bak, gölgesi de cabası.
Defalarca yazdım, tek başına hiçbir şeydir, başka biriyle tanışınca, bilgi olmaya başlar, eskisini altına alır tadını çıkarır, ve gene başladığı yerdeki bilgi olur, bur döngü yani, diyorlarya, zaman başlamadan önce ne vardı, gene zaman vardı, sürekli zamanı doğurarak, yeni zamana geçip, bir daha zaman üretir, yani sayısız big bang olgusu, ama, O - doğmayan ve doğurmayandır, - yani hepsinin dışında ve denetim elinde.
Peki bu tekniğin yükselişi ve şehirli endüsriyel yapının başlamasıyla paylaşma nedeniyle yükselen küötülük, insan doğasının parçalanmasından amaç nedir, neden tarihi böyle kurgulamaya başlar, çünkü yeni test dönemi daha ağır olacaktır, ve aday sayısı da daha fazla, ama, daha az geçit verilecektir, bu konuda bizim bin yıllık birikimimiz bir avantaj tabii, biraz geç kalındı ama, büsbütün de değil, peki beklenen ne ,işte o yokedici parçalanma da kim bütünlüğe sahip çıkacak ve koruyacak, yani gene kendi yoluna girenlere geç diyor, yan yollara girenleri de kaybediyor, artık izi yok, sadece işkencesi var, burda kastım sevme, sevişme meselesi değil sağlığını ve yaşamı koruma kastım, ben başka formül biliyorum, dersen, yap, ama, fazla umutlu değilim, yapısı böyle kurulmamış, fazla dağılmamın sonu yok, toparlıyamıyorsun genelde. istisnalar olabilri belki,ama esas.
Sofokles ki büyü tragedya şairidir, tariteki 6 7 kişiden biri, - En iyisi hiç gelmemek, gelihce de hemeh gitmek, - o kafada değilim hiçbir zaman, madem ki geldin artık, ve tek fırsat, o zaman bayrağı göndere dikmeden gitmeyeceksin, ondan en zor zamanlar da bile vazgeçmek, on saniye aklıma gelmemiştir, kastedenin fitil fitil burnundan getirmeden boş gitmem, çünkü Kuran nefsi müdafa hakkı verir, ve sevaptır da puanın artar, sen bir yapmış değilsin çünkü, bu yanağını çevir dini değil, o zaten yürümediği için, yeni bir düzeltme, ve ilk ve son kez kendi konuşuyor, üstelik, yani mistik değil, vahiy şiir, ve kısas gelir pasiflik kalkar aktifleşire, ama, asla bu masuma yapacaksın değildir, mikroplar için Kuran da atış serbest,
Duygusallıkla hiçbir bağı yoktur, ama, duyusallıkla bütün ilişkiler ağının üstüne çıkar ve uzaktan bakma yeteneğini kurar, annemin hiç ağladığını görmedim demiştim, aslında o katılık değil, güvendi, yani bu dindarlık olgusunun insana kattığı üstünlük önce içinde boy verir, ve makbulu dışardan hiç görünmeyen, içini demir bir kala yapan, o güvende her yer ölümde bile bahçeye döner.
Her insan bir risktir ve sonuna kadar da öyle kalır, çözüm yeri burası değildir, ondan sağlığını ve mutluluğunu korumak isteyen önce lüzumsuz yük taşımamalıdır, bu seçme olgusu da hayatidir, kendinden kaybettiğni yerine koyamıyabilirsin, ve geçip gider çoğu, ondan zaten hiç güvenmediğim bir türe, açık liman olmak, ancak süzmelerin işidir, ve sonunda iş ağır kayıplara kadar gider, ve telafi de edemez, baştan önünü kesersen, sağlığına da korumaya almışın demektir, yoksa sana ne olduğu hiç kimsenin umurunda değildir, en yakınlarım dediklerin dahil, seni tek koruyacak olan gene sensindir, Ortega Gasset in dediği gibi insan gerçekte tek başınadır, ama, kendini kalabalıkta sanır, yani Erkin Babanın altını çizdiği, - Kara ki yazı yazıldı sanma sakın, insanın da kaderi böyle, kimse kimseye yardım edemez, ancak bunu kendin yapabilirsin, ondan kaderlerini gayretlerine bıraktık der, Kuranda, ve buna boyun eğişte de özgürlük var der Hallac da, yani kalıcı özgürlük arayanlar önce girişi burdan yapacak, bir mahkumiyetten, işte artık önünde hiçbir engel yok.
Dünyada sanıldığından çok daha kısıtlıdır, hele insan organizmasında, yetersiz bile denebilir, herkesin elini sıkan insanlar aslında bunu kimsenin elini sıkmadığı için başarır, ama gerçek peşindeysen, elini sıkarken aktardığın enerji herkesi karşılamaz, eşyanın tabiatına aykırı, öyle bir hazne kimsede yok ve hiç olmadı, boş haznenin saçtığı kimseye bir şey katmaz, dolusu da, doğrudanlıkla oluşmaz, kendi gayret edeceklerin ihtiyacı kişisel değil, görsel olmalıdır, yani yazılmışlara bile bakmayanın senle bağı göstermeliktir, ve kişiliiğiniz öyle bir yapıda değilse de fazladan yüktür, bu da sağlıksız dır, yani yapay ve sahte bir konumdur, gerçeklik tabanı yoktur, sahici de değildir, bir ihtiyacın üstüne atılmasıdır, izine verirsen üstüne binmeyen kalmaz, sen den geriye bir şey de, çünkü bu türler bencilliğine oyuncak arar, sıkılınca da kırar atar, eğer farkındaliğınız yoksa lüzumsuz enerji sarfından olanı da kaybedersiniz, esası sahteyi devre dışı bırakıp, sahiciyi içerde tutmaktır, işte o zaman ilk adım atıldı, bile, çinlilerin dediği gibi, bin yıllık bir yolculuk bir adımla başlar,
Niye durduk yerde evrilmiş, her aklına esen evrilirse işimiz var, kafayı yemiş iyice, tut evril, ama, hiç devrilme, sürekli bir kaşıntı, nereye taşıyorsa malzemeyi, evrilmenin de bir adabı olmaz mı, var ayrıca, arada kaçan ne peki, yok, peki yokluk, o neden evrilmemiş, yoksa bir varlık nedeniyle bi yerinde sayıyor, hem yerinde sayan, hem evrilene ne denir, ikisi bir arada nedir, varoluş mu, iyi de neden, her şeye maydonoz bir nedenselillik hayata içkinken, burda neden feleği şaşsın ki, yoksa feleği şaşan şu aklı evveller mi, bilemedim, ne bildim ki, her bildiğine bildim diyecek kadar da tükenmedim, yani hayat devam eder, bence ama, bundan sana ne, onu da anlamadım senin yerin belli, güberelik çay behçesi, giriş bedava, çıkış yok.
Işığa gelince, güneşe karşı olan hava aydınlanır, yeryüzüyle karşılaşır ve yeryüzünü aydınlatır, zatından dolayı
aydınlık olandan ortaya çıkan ışık, ilk ışık, başkası sebebiyle aydınlık olandan ortaya çıkan ikinci ışıktır, havanın
ışıkla keyfiyet kazanmasının delili, sabah vaktinde güneş doğarken, ufku aydınlık görmemizdir, gölge ikinci bir
ışıktır, karanlık aydınlık olabilen şeyin ışığının olmamasıdır.
Necmüddin KAZVİNİ, İranlı Filozof, 1277
Çev. Salih AYDIN,
Bliim danışmanlığını Nasiriddün TUSİ nin yaptığı dönemin önemli bir ismi, Astronomluğu da var, Hikmetül ayn
başyapıtı ve tam bir felsefe klasiği, meraklısı bulabilir.
Işıktan parlak, bir de ruhu kat, sen keyfe bak, gölgesi de cabası.
Endüstiryel şehir, insana kurulmuş bir tuzak, psişik bir saldırıdır, yani pusuda, tutuğunu siliyor, hataları toplamında,
ezici bir eleme süreci.
Defalarca yazdım, tek başına hiçbir şeydir, başka biriyle tanışınca, bilgi olmaya başlar, eskisini altına alır tadını
çıkarır, ve gene başladığı yerdeki bilgi olur, bur döngü yani, diyorlarya, zaman başlamadan önce ne vardı, gene
zaman vardı, sürekli zamanı doğurarak, yeni zamana geçip, bir daha zaman üretir, yani sayısız big bang olgusu,
ama, O - doğmayan ve doğurmayandır, - yani hepsinin dışında ve denetim elinde.
Peki bu tekniğin yükselişi ve şehirli endüsriyel yapının başlamasıyla paylaşma nedeniyle yükselen küötülük,
insan doğasının parçalanmasından amaç nedir, neden tarihi böyle kurgulamaya başlar, çünkü yeni test dönemi daha ağır olacaktır, ve aday sayısı da daha fazla, ama, daha az geçit verilecektir, bu konuda bizim bin yıllık birikimimiz bir avantaj tabii, biraz geç kalındı ama, büsbütün de değil, peki beklenen ne ,işte o yokedici parçalanma da kim bütünlüğe sahip çıkacak ve koruyacak, yani gene kendi yoluna girenlere geç diyor, yan yollara girenleri de kaybediyor, artık izi yok, sadece işkencesi var, burda kastım sevme, sevişme meselesi değil sağlığını ve yaşamı koruma kastım, ben başka formül biliyorum, dersen, yap, ama, fazla umutlu değilim, yapısı böyle kurulmamış, fazla dağılmamın sonu yok, toparlıyamıyorsun genelde. istisnalar olabilri belki,ama esas.
Sofokles ki büyü tragedya şairidir, tariteki 6 7 kişiden biri, - En iyisi hiç gelmemek, gelihce de hemeh gitmek, -
o kafada değilim hiçbir zaman, madem ki geldin artık, ve tek fırsat, o zaman bayrağı göndere dikmeden gitmeyeceksin, ondan en zor zamanlar da bile vazgeçmek, on saniye aklıma gelmemiştir, kastedenin fitil fitil
burnundan getirmeden boş gitmem, çünkü Kuran nefsi müdafa hakkı verir, ve sevaptır da puanın artar, sen bir
yapmış değilsin çünkü, bu yanağını çevir dini değil, o zaten yürümediği için, yeni bir düzeltme, ve ilk ve son kez
kendi konuşuyor, üstelik, yani mistik değil, vahiy şiir, ve kısas gelir pasiflik kalkar aktifleşire, ama, asla bu masuma
yapacaksın değildir, mikroplar için Kuran da atış serbest,
Sahip olduğumuz tek şey tarihimiz, o da bize ait değil. - Ortega GASSET, Filozof, 1955
Duygusallıkla hiçbir bağı yoktur, ama, duyusallıkla bütün ilişkiler ağının üstüne çıkar ve uzaktan bakma yeteneğini kurar, annemin hiç ağladığını görmedim demiştim, aslında o katılık değil, güvendi, yani bu dindarlık olgusunun
insana kattığı üstünlük önce içinde boy verir, ve makbulu dışardan hiç görünmeyen, içini demir bir kala yapan,
o güvende her yer ölümde bile bahçeye döner.
Her insan bir risktir ve sonuna kadar da öyle kalır, çözüm yeri burası değildir, ondan sağlığını ve mutluluğunu
korumak isteyen önce lüzumsuz yük taşımamalıdır, bu seçme olgusu da hayatidir, kendinden kaybettiğni yerine
koyamıyabilirsin, ve geçip gider çoğu, ondan zaten hiç güvenmediğim bir türe, açık liman olmak, ancak süzmelerin işidir, ve sonunda iş ağır kayıplara kadar gider, ve telafi de edemez, baştan önünü kesersen, sağlığına da korumaya almışın demektir, yoksa sana ne olduğu hiç kimsenin umurunda değildir, en yakınlarım dediklerin dahil, seni tek koruyacak olan gene sensindir, Ortega Gasset in dediği gibi insan gerçekte tek başınadır, ama, kendini kalabalıkta sanır, yani Erkin Babanın altını çizdiği, - Kara ki yazı yazıldı sanma sakın, insanın da kaderi böyle, kimse kimseye yardım edemez, ancak bunu kendin yapabilirsin, ondan kaderlerini
gayretlerine bıraktık der, Kuranda, ve buna boyun eğişte de özgürlük var der Hallac da, yani kalıcı özgürlük
arayanlar önce girişi burdan yapacak, bir mahkumiyetten, işte artık önünde hiçbir engel yok.
Dünyada sanıldığından çok daha kısıtlıdır, hele insan organizmasında, yetersiz bile denebilir, herkesin elini
sıkan insanlar aslında bunu kimsenin elini sıkmadığı için başarır, ama gerçek peşindeysen, elini sıkarken aktardığın enerji herkesi karşılamaz, eşyanın tabiatına aykırı, öyle bir hazne kimsede yok ve hiç olmadı,
boş haznenin saçtığı kimseye bir şey katmaz, dolusu da, doğrudanlıkla oluşmaz, kendi gayret edeceklerin
ihtiyacı kişisel değil, görsel olmalıdır, yani yazılmışlara bile bakmayanın senle bağı göstermeliktir, ve kişiliiğiniz
öyle bir yapıda değilse de fazladan yüktür, bu da sağlıksız dır, yani yapay ve sahte bir konumdur, gerçeklik
tabanı yoktur, sahici de değildir, bir ihtiyacın üstüne atılmasıdır, izine verirsen üstüne binmeyen kalmaz, sen den geriye bir şey de, çünkü bu türler bencilliğine oyuncak arar, sıkılınca da kırar atar, eğer farkındaliğınız
yoksa lüzumsuz enerji sarfından olanı da kaybedersiniz, esası sahteyi devre dışı bırakıp, sahiciyi içerde
tutmaktır, işte o zaman ilk adım atıldı, bile, çinlilerin dediği gibi, bin yıllık bir yolculuk bir adımla başlar,
Niye durduk yerde evrilmiş, her aklına esen evrilirse işimiz var, kafayı yemiş iyice, tut evril, ama, hiç devrilme,
sürekli bir kaşıntı, nereye taşıyorsa malzemeyi, evrilmenin de bir adabı olmaz mı, var ayrıca, arada kaçan ne
peki, yok, peki yokluk, o neden evrilmemiş, yoksa bir varlık nedeniyle bi yerinde sayıyor, hem yerinde sayan,
hem evrilene ne denir, ikisi bir arada nedir, varoluş mu, iyi de neden, her şeye maydonoz bir nedenselillik
hayata içkinken, burda neden feleği şaşsın ki, yoksa feleği şaşan şu aklı evveller mi, bilemedim, ne bildim ki,
her bildiğine bildim diyecek kadar da tükenmedim, yani hayat devam eder, bence ama, bundan sana ne, onu
da anlamadım senin yerin belli, güberelik çay behçesi, giriş bedava, çıkış yok.