Niye durduk yerde evrilmiş, her aklına esen evrilirse işimiz var, kafayı yemiş iyice, tut evril, ama, hiç devrilme, sürekli bir kaşıntı, nereye taşıyorsa malzemeyi, evrilmenin de bir adabı olmaz mı, var ayrıca, arada kaçan ne peki, yok, peki yokluk, o neden evrilmemiş, yoksa bir varlık nedeniyle bi yerinde sayıyor, hem yerinde sayan, hem evrilene ne denir, ikisi bir arada nedir, varoluş mu, iyi de neden, her şeye maydonoz bir nedenselillik hayata içkinken, burda neden feleği şaşsın ki, yoksa feleği şaşan şu aklı evveller mi, bilemedim, ne bildim ki, her bildiğine bildim diyecek kadar da tükenmedim, yani hayat devam eder, bence ama, bundan sana ne, onu da anlamadım senin yerin belli, güberelik çay behçesi, giriş bedava, çıkış yok.
Sinir uçları bildirisi, yani özün, dokunuş teknolojilerinde son aşamadır yapay zeka ile üretilemez, taklit edilemez, ve değiştirilmesi teklif edilemez, insana giriş kapısıdır ve dokunmatiktir, kendiliğinden açılır, özel teknikler edinmeyi gerketirir, her dokunuş kapı açmaz, özel bir eğilim de göstermek gerekir, yani aynı zaman da külürel bir öğedir de, yani anayasanız yaparak edinebilirsiniz, çarşı da pazar da satılmaz gidip aramanız gerekir.
Bir el yeni bir beden yapmıyorsa, o el değildir.- Octavio PAZ., Meksikalı DAHİ.
Bakın bu bir sızma hali değildir, bir yekpareliktir, yani bütünlük inmiyora, artık nereyse, o müzik değildir, çünkü hakıkisi parça parça gelmez, yekpare gelir, ve artık şaşe falan arama, geçmiş olsun bahçelrerinde sabah gezintisi, yani.
Ben, olmuş olan, ve olacak olan her şeyim, hiçbir ölümlü kaldıramaz benim peçemi, - Mısır Tanrıçası İSİS,
Dünyanın en yüksek yeri bacı zihin, - Giordano BRUNO, İtalyan Mistik ŞAİR, 1600
Çiçek açar, çünkü çiçek açar, nedensizdir, görülme arzusu yoktur. - Angelus SİLESİUS, Alman Mistik ŞAİR, 1677, Avrupa Veba Salgın ı döneminde ki, uyarıcı ŞAİR,
Kızkardeşsin sen - RİLKE, Alman Mistik ŞAİR, 1926, İkinci Kırım öncesi uyarıcı.
Hikmetinden sual olmaz Tanrımız, dalar uzun kirpikli gözleri, ilkbahar sellerinde bazan, DAĞLARCA, Mistik ŞAİR, 2008, ve 1940 yazılır bu mısralar ikinci kırım başladı.
Ben, kendini bir belirlenim olarak varsayar, böylece de özgün bir kendi ilişkisi ben in üzerindeki dış etkiyle mümkün olur, mutlak ben, tüm gerçeğin toplamını varsayar.
Fichte, Alman Filozof, 1814
Yani bir tümlük aracılığıyla ben olurum, eme ben aynı zaman da bir izdüşüm olarak, bunu dışardan edinir, kendinde bütünler, ve varlık hakkı kazanırım, yani bir tümlük olmasa varlık iddiam da olamyıcaktı, o zaman eksik olanı tümleyerek bunu aşabilir hale gelebilirim, işte Kuranın önerdiği rehberlik, bir aracılık haliyle, bu bütünlüğün ben de gerçekleşebileceği yegane yolu işaret eder, başka türlü olmaz mı, olmaz, gezegeni patlatacak durumlara gelirsin, yani.
Hiçbir kuş kendi kanatlarıyla fazla yükseğe çıkamaz, - William BLAKE,
Nedir o, işte o bu kadar olur, kızı kendi haline bırakırsan ya davulcuya , ya zurnacıy derlermiş eskiden, yapısında yok yani, kendi başına bir tümlük kurabilmek, o zaman bir yaptırımın etkisini üzerinde hissederek yaparsa, ihtimal artar, dediği o.
Niye durduk yerde evrilmiş, her aklına esen evrilirse işimiz var, kafayı yemiş iyice, tut evril, ama, hiç devrilme,
sürekli bir kaşıntı, nereye taşıyorsa malzemeyi, evrilmenin de bir adabı olmaz mı, var ayrıca, arada kaçan ne
peki, yok, peki yokluk, o neden evrilmemiş, yoksa bir varlık nedeniyle bi yerinde sayıyor, hem yerinde sayan,
hem evrilene ne denir, ikisi bir arada nedir, varoluş mu, iyi de neden, her şeye maydonoz bir nedenselillik
hayata içkinken, burda neden feleği şaşsın ki, yoksa feleği şaşan şu aklı evveller mi, bilemedim, ne bildim ki,
her bildiğine bildim diyecek kadar da tükenmedim, yani hayat devam eder, bence ama, bundan sana ne, onu
da anlamadım senin yerin belli, güberelik çay behçesi, giriş bedava, çıkış yok.
Değmeyene değilmemeli, değmez, artık ne değerse zaten hazırlamış.
Sinir uçları bildirisi, yani özün, dokunuş teknolojilerinde son aşamadır yapay zeka ile üretilemez, taklit edilemez,
ve değiştirilmesi teklif edilemez, insana giriş kapısıdır ve dokunmatiktir, kendiliğinden açılır, özel teknikler edinmeyi
gerketirir, her dokunuş kapı açmaz, özel bir eğilim de göstermek gerekir, yani aynı zaman da külürel bir öğedir de,
yani anayasanız yaparak edinebilirsiniz, çarşı da pazar da satılmaz gidip aramanız gerekir.
Bir el yeni bir beden yapmıyorsa, o el değildir.- Octavio PAZ., Meksikalı DAHİ.
Nedir, ışığın kaynağı karanlıktir, onu bilin yeter.
Bakın bu bir sızma hali değildir, bir yekpareliktir, yani bütünlük inmiyora, artık nereyse, o müzik değildir, çünkü
hakıkisi parça parça gelmez, yekpare gelir, ve artık şaşe falan arama, geçmiş olsun bahçelrerinde sabah gezintisi, yani.
Kararsızca davranırsan, heryer kararır, hayatın kesinliği bunu kaldırmaz.
Ben, olmuş olan, ve olacak olan her şeyim, hiçbir ölümlü kaldıramaz benim peçemi, - Mısır Tanrıçası İSİS,
Dünyanın en yüksek yeri bacı zihin, - Giordano BRUNO, İtalyan Mistik ŞAİR, 1600
Çiçek açar, çünkü çiçek açar, nedensizdir, görülme arzusu yoktur. - Angelus SİLESİUS, Alman Mistik ŞAİR, 1677, Avrupa Veba Salgın ı döneminde ki, uyarıcı ŞAİR,
Kızkardeşsin sen - RİLKE, Alman Mistik ŞAİR, 1926, İkinci Kırım öncesi uyarıcı.
Hikmetinden sual olmaz Tanrımız, dalar uzun kirpikli gözleri, ilkbahar sellerinde bazan, DAĞLARCA, Mistik ŞAİR, 2008, ve 1940 yazılır bu mısralar ikinci kırım başladı.
Ben, kendini bir belirlenim olarak varsayar, böylece de özgün bir kendi ilişkisi ben in üzerindeki dış etkiyle mümkün olur, mutlak ben, tüm gerçeğin toplamını varsayar.
Fichte, Alman Filozof, 1814
Yani bir tümlük aracılığıyla ben olurum, eme ben aynı zaman da bir izdüşüm olarak, bunu dışardan edinir,
kendinde bütünler, ve varlık hakkı kazanırım, yani bir tümlük olmasa varlık iddiam da olamyıcaktı, o zaman
eksik olanı tümleyerek bunu aşabilir hale gelebilirim, işte Kuranın önerdiği rehberlik, bir aracılık haliyle, bu
bütünlüğün ben de gerçekleşebileceği yegane yolu işaret eder, başka türlü olmaz mı, olmaz, gezegeni patlatacak durumlara gelirsin, yani.
Hiçbir kuş kendi kanatlarıyla fazla yükseğe çıkamaz, - William BLAKE,
Nedir o, işte o bu kadar olur, kızı kendi haline bırakırsan ya davulcuya , ya zurnacıy derlermiş eskiden,
yapısında yok yani, kendi başına bir tümlük kurabilmek, o zaman bir yaptırımın etkisini üzerinde hissederek
yaparsa, ihtimal artar, dediği o.
Dört yanda pusuya yatanı gördüm, meyveyi çürüteni,
kökleri kurutanı gördüm, işe dönmeyen avare düşlerde,
düşten uzak kısırlaşan işlerde gördüm, onun için semaya
durdum, korkudan ürperen tende, damarları tıkayan kanda
gördüm, murada erenlerin halesiz suskunluğunda, murada
erememişlerin bozgununda gördüm, yaşlıların ıssız loş bakışında,
nehirlerin bozbulanık akışında gördüm, avcının okunu salmasında,
avın yıkılıp kalmasında gördüm, saltanatları bozup dağıtanı, ülkeleri
hallaç pamuğu gibi atanı gördüm, içerde pusuya yatanı gördüm,
Onun için semaya durdum.
Turan, Mistik
Herkesin ana dili, orda da, saf, iyi niyetli kişilikler.
Dil, varlığın evidir. Heidegger. 1976