'İngiliz hodgâmdır, heyecansızdır. Bir millet değil bir yığın. Yığını kolayca kandırabilirsiniz, duyguları hiçbir temele dayanmaz. Yığın düşünmez, maruz kalır. Nezleye yakalanır gibi tutulur bir fikre. Ateşi yükselince arslanlaşır, nöbet geçince her mukaddesi unutuverir. Büyük bir milletin duyguları, ölçülü, düzenli, devamlıdır.'
Ahilik gençlere cesâret, onur, yücelik, yardımseverlik gibi erdemlr içeren bir farklılık kazandırmıştır vakti zamanında. İktidarın Ahilerin sahip olduğu bu nitelikleri ortadan kaldırması onlara çok pahalıya mal oldu. Ahiler soygunculuğa zulme karşı olanlardı. Yazıktır, kurumun zayıflaması onca hayıflanmadan anlaşılacağı üzere Osmanlıların yükselme devrine denk düşer. Her yükseliş bir alçalışın habercisi. Seyrederken dikkatli olmak lâzım.Senkron önemli:P
Bir dip seçilecekse kör ve küçük kuyuların bakçık dibi değil okyanusların çakıllı dili tercih edilmeli. 'Sudan ve bahaneden' kurtulmak arzusuyla açılmalı ağız ve Bütünüyle şişmeli gövde.
Parçalanmak tehditiyle en çok karşılaşan 'şey' dir.
Söz, türü/cinsi kalpten bağımsız olarak seçilebilen bir 'şey'. Yani ki bir karga şan dersleri alıp bülbülümsü sesler çıkartabilir. Öyleyse edepten yoksun biri de edebî sözler söylemeye öykünebilir. Öykünürse çalışıp bunu başarabilir. Hasılı edepli söz söylemek seçilebilirdir. Edepli söz söyleyerek edepli görünmek seçilebilirdir. Edebî kelâm ediyor diye kişiyi edepli görmemek gerektir.
Bir cürmü iki kez işlememek...
'İngiliz hodgâmdır, heyecansızdır. Bir millet değil bir yığın. Yığını kolayca kandırabilirsiniz, duyguları hiçbir temele dayanmaz. Yığın düşünmez, maruz kalır. Nezleye yakalanır gibi tutulur bir fikre. Ateşi yükselince arslanlaşır, nöbet geçince her mukaddesi unutuverir. Büyük bir milletin duyguları, ölçülü, düzenli, devamlıdır.'
Cemil Meriç
Hindu kökenli bir gelenek olduğunu biliyorum. Atalarımız benimsemiş. Ne edek. Düzen bozulana kadar işe de yaramış.
Ahilik gençlere cesâret, onur, yücelik, yardımseverlik gibi erdemlr içeren bir farklılık kazandırmıştır vakti zamanında. İktidarın Ahilerin sahip olduğu bu nitelikleri ortadan kaldırması onlara çok pahalıya mal oldu. Ahiler soygunculuğa zulme karşı olanlardı. Yazıktır, kurumun zayıflaması onca hayıflanmadan anlaşılacağı üzere Osmanlıların yükselme devrine denk düşer. Her yükseliş bir alçalışın habercisi. Seyrederken dikkatli olmak lâzım.Senkron önemli:P
'her yer karanlık, pür-nûr o mevkî!
mağrib mi yoksa makber mi yârab? '
Fikret'in 17. asrın şairi Nef'i için söylediği mısralar:
Sana bir başka zemîn, başka zaman lâzımdı
Sana bir âlem-i lâhuut- nişan lâzımdı!
Yumuşak huylu. Yumuşak başlı. Fekat korkulası işte bu yüzden:
'Allaha sığın şahs-ı halîmin gazâbından
Zira yumuşak huylu atın çiftesi pektir'
'Onlar ki verir lâf ile dünyâya nizâmât' demiş diyen.. 'Onlar'ın gemisidir işte bu peynir gemisi.
Bir dip seçilecekse kör ve küçük kuyuların bakçık dibi değil okyanusların çakıllı dili tercih edilmeli.
'Sudan ve bahaneden' kurtulmak arzusuyla açılmalı ağız ve
Bütünüyle şişmeli gövde.
Parçalanmak tehditiyle en çok karşılaşan 'şey' dir.
Söz, türü/cinsi kalpten bağımsız olarak seçilebilen bir 'şey'. Yani ki bir karga şan dersleri alıp bülbülümsü sesler çıkartabilir. Öyleyse edepten yoksun biri de edebî sözler söylemeye öykünebilir. Öykünürse çalışıp bunu başarabilir.
Hasılı edepli söz söylemek seçilebilirdir. Edepli söz söyleyerek edepli görünmek seçilebilirdir. Edebî kelâm ediyor diye kişiyi edepli görmemek gerektir.
Özellikle bu sanal yurtta.