Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • bölücülük05.03.2003 - 16:01

    küçük yaştaki çocukları korkutmak için 'öcü' kelimesi kullanılır ve küçükler bu kelimeyi duyduklarında gerçekten korkarlar ya da pür dikkat kesilirler..
    işte bu bizim kelimemizde de bolca -ö, -ü, -c, harfleri bulunur..bu da bir nevi öcü dür ve öcü ler belki de çok korkunçturlar...

  • hassasiyet05.03.2003 - 15:59

    mühendislikte bir malzeme imal edildiği zaman, imalat esnasında dayanım ömrünü ölçerler.'yorulma dayanamı' adı altında bir terim vardır..anlamı da malzemenin sürekli bir yük altında ne kadar süre boyunca asli işlevini yerine getirebileeğini ölçmektir...bu işlem malzemedeki parçalardan birinin ya da bir kaçının kopmasıyla; yani malzemenin bozulmasıyla son bulur..malzemedeki bu kopmaların sebebi de, içteki çatlaklar ya da hassas noktalardır...
    bu hassas noktalara yük bindiği zaman malzeme burdan boyun vermeye(incelmek) başlar ve sonuçta kopma hadisesi gerçekleşir..
    eger imalattan sorumlu mühendisler bu hassas noktalara bir çare bulmazlarsa malzeme kolayca deforme olur...bu yuzden eldeki malzemenin selameti için hassas noktalar dikkate alınmalı ve takviye edilmelidir.
    unutmayın bir zincir tüm halkalar işlevini yerine getirdiği sürece zincirdir; yoksa halkalardan birinde gelen küçük bir kopma tüm zincirin ölümü demektir.
    o yuzden birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için prensibi geçerlidir...
    ve hassas noktalarda gösterilen dikkatli tavır ve hareketlere hassasiyet denir...
    hassasiyeti doğuran hassas bölgelerin olması ve bu hassas bölgeleri dikkate alan birinin meşruiyet kazanmış olmasıdır...

    ve yine insanı dünyaya bağlayan hassas noktalardır, güçlü olanların aksine..

  • canlı kalkanlar27.02.2003 - 05:39

    insan olmak birşeylere vakıf olmayı getirir beraberinde; vakıf olmak vakfetmeyi getirir yan cebinde; vakfetmek ise fedakarlıkla özdeşleşir...ve fedakarlık her babayiğiddin harcı değildir..zaten hayat da her zaman babayiğit yetiştirmez, yetiştirdikleri de kendilerini vakfetmeyi görev addederler...
    canlı kalkan olma vakıf oldukları canı ıraklı masum kardeşleri için vakfetmek isteyen fedakarlar; belki de babayiğitlerdir...
    ...
    kalkan: savaşı ilk karşılayan yerdir ve ne kadar canlıysa o kadar acı çeker...
    kalkan olmak zordur, hele ki canlı kalkan olmak her babayiğidin harcı değildir...

  • yap-boz21.02.2003 - 14:42

    Hayat bir yap-boz dur lafı ne güzelde söylenmiş.Kim mi söylemiş, tabi ki, sadece bir parça olduğunu farkeden herkes.
    Hani eskiden trt tek kanalken bir çizgifilm vardı: Voltran, Voltran, Voltran!
    İşte aynı onun oluşumunda görev alan renkli aslanlar gibi biz de bu hayatın renkli parçalarıyız.
    Kimimiz nereye ait olduğunu bilememenin verdiği sıkıntıyla orda burda dolanıp duruyor.Bazısı da başkalarının yerlerine göz dikiyor.Fakat yap- boz da yapılan bir yanlışlık sadece orayla sınırlı kalmaz, hertarafa yayılır.Çünkü yap-boz doğru parçaların doğru yere konmasıyla gerçek anlamını kazanır.
    Eğer birgün doğru yerinizi bulursanız...İşte o zaman siz en mutlululardan olursunuz.Çünkü hayatın muhtevası içinde ona farklı tat ve lezzet katarsınız.Sizin yerinizi bulmanızla farklı bir çiçek açar, farklı bir ağaç biter bu koca kainatta, ya da bu küçük yap-boz da.
    Zaten tüm insanlar bunu için uğraşmıyor mu? Ait olduğu yeri bulmak!

  • kardan adam20.02.2003 - 15:05

    Soğuk adam, gülümsemesine rağmen, ufacık bir sevgi karşısında eriyp giden yalancı bir adam.
    Sanki size sizi hiç bırakmayacak gibi bakar; ama sonra kaçıp, kaybolup gider.
    Belki de ilk acılarınızı onunla tadarsınız, belki de sevinçle karışık gözyaşlarınızı...
    O sıcaklığın düşmanı mıdır; yoksa dostu mudur bilinmez.Çünkü sıcaklık onu iilk haline döndürür.
    Kardan adamlar hep gitmek zorundadır, aynı bizim gibi.
    Birgün bizim yanımızdayken, birgün başka birinin yanında ortaya çıkarlar ve gülümsemeleriyle daha nicelerinin içini ısıtırlar.
    Ben kardan adamları seviyorum.Çünkü onlar gerçek olabilecek kadar gerçekolan adamlar

  • katı güven20.02.2003 - 14:35

    Hayat sel suları gibi üzerinize akmaya başladığı zaman, bu baskından, bu kıyımdan korunmak için bir sığınak ararsınız.Bu sığınağı bulursunuz ya da bulamazsınız.Bizim kelimemiz bulanlar içindir.Zaten bulamayanların akibeti bellidir.
    Sel sularına karşı bir sığınak buluduğunuz zaman, artık kendinizin güvende olduğunu düşünürsünüz.Buna inanırsınız, çünkü o kudurmuş sulardan kurtulmuşsunuzdur.Kendinizle gurur duyarsınız, çünkü bu sel suları karşısınadaki küçüklüğünüze bakıp, bunu ortaya koyduğunuz başarıyla kıyaslayınca, ortaya zevkle duyumsanacak bir haz çıkar.
    Bir ağacın üzerinden altınızdan geçen sulara bakarsınız ve memnuniyetin verdiği hazla gülümsersiniz.Bu ağaç sizin kendininize güveninizdir.Artık hiçbirşey size zarar veremez diye düşünürsünüz.Savaşı bir kalkanla kazanmışsınızdır.İşte bu tipik bir Katı Güven halidir.
    Katı Güven, yanlış bir seçimdir.Çünkü bu hayat kendinden sert olanların yaşamasına izin vermez.Ancak yumuşak ve esnek olanlar hayatta kalabilirler.Fakat siz sert olanı, katı olanı seçmişsinizdir ve sonunuz çok yakındır; ama bundan habersiz olan siz hayat ve kazanadığınız zafere gülücükler yollamakla meşgulsunuzdur.
    Beklenen son çok yakın olmasına rağmen siz bunu görmekten acizsinizdir ve acziyetinizin bedelini belki de ölerek ödeyeceksinizdir.
    Sular sessiz ve derinde çaılşamlarını sürdürürler, ta ki katı güveniniz sallanıncaya dek.Ağacınızın kökleri tutamz olur, tutamamazlık beraberinde çöküşü getirir.O çok güvendiğiniz ağacınızla beraber karışıverrirsiniz suların içine.
    İnsanın yaşaması için bir Katı Güven duvarı yetmez, çünkü hayat suları daima duvarın zayıf bir noktasını aramaktadır.Buyuzden yaşayan bizler mutlaka tetikte olmalı ve zayıflayan yerlere takviyede bulunmalıyız; yoksa düşüşümüz kaçınılmaz olur :))

  • insanlar20.02.2003 - 14:20

    Ah şu insanlar! Bari 'insanları' kullanalım da terimi açıklamaya çalıştığımız sanılsın.
    (!) ben de bu işareti çok severim; ama kullanılması gerektiği yerde kullanıldığı zman.
    Bazı isimler semboldur, çünkü savunduklrı dava için birer vazgeçilemez olmuştur.Senin dediğin gibi bunlar necipler de nazımlar da fettullahlar da olabilir.
    Onlar davanın önde gidenerindendir.Ve bu davaya gönül verenler önce onlarla gözlerini açarlar ve bilmeyerek de olsa onalrın da savunucusu olurlar.Çünkü onlar için ide ya da fikir ya da dava neyse, bu adamlar da o dur.
    Örneğin siz vatanınız, milletiniz için savaşıyorsunuz, ama bunu herhangi bir cephede yapıyorsunuz.Diyebilirler mi ki siz yalnız bu cephe ile sınırlı olan topraklrı savunup, sadece bu yer için kanınınızı döküyorsunuz? Elbette ki: Hayır. Siz bir savaşın içindesiniz ve savaşın her anında yaşamak zorundasınız.
    Savaşta erlerin moral seviyelerini yükseltmek için onlara bazı isimler altında yapılan kahramanlıklar anlatılır Böylece onlar davaları içinde bu isimlere de saygı duymaya başlarlar, çünkü aynı uğurda onlar da kanlarını dökmüştür, hem de bunu destanlara yakışır bir şekilde yapmışlardır.
    Kimin Ulubatlıları, Hasan Tahsinleri, Kemalleri, Osmanları duyunca tüyleri diken diken olmaz!
    Dava onu en önde savunulanlarla neşredilir.
    Düşünün ki, Çanakkale Harbi'nde Türk erlerinin yaptığına sadece kendileri değil, karşı tarafatakiler bile hayrandı.Yani farklı düşünceden dahi olsalar, ya da farklı amaçlar için de yaşısalar yine de karşıt taraftan takdir kazanmışlardı.
    O yüzden insan farklı görüşten dahi olsa, yapılan, ortaya konan; kısacı takdir-eşayan bir durum varsa bunu yapmalıdır.
    Ve sana göre de kardeşim sen komünist olmasan bile nazım ı seviyorsun, bu da onun ortaya bişeyler koyduğunu gösterir.
    İnsanlar...

  • franz kafka05.02.2003 - 18:24

    Kendini işe yaramaz, ümitsiz ve aşağılık gören bir adam.Yazdıklarının o kadar değersiz olduğunu düşünüyodu ki, en yakın arkadaşına, kendisinin ölümünden sonra onlar yakmasını söyledi.Fakat arkadaşı onlaın yakılamayacak kadar değerli olduğunu düşünüyordu.Bunun sonucunda da yakmadı ve onları düzenleyip bastırdı.Sonuçta ortaya Franz Kafka diye bir adam çıktı.

  • şey05.02.2003 - 18:20

    Şey... Bişey söyleyeceğim; ama... Neydi o şeyin tanımı? Şey, şey, ya bu şeyi bir türlü hatırlayamadım. :))

  • antolog04.02.2003 - 16:36

    Bir arkadaş bugün benim bu siteye girdiğimi görünce bu kelimeyi kullandı, Antolog
    Benim de hoşuma gitti, sanırım biz antologlarız :))