yorulmuşsundur belki, belki de hedefin vurulmuştur bir öngörülemez tarafından ya da sadece vazgeçmişsindir gayenin önemsizliğini fark edip o an en tehlikelisi boşluğa kendini bırakmandır boşluk Şirâze, senin kararlarını önemsemeden bir bütün olarak seni yutar yine de onun bile vardır zaafları; açık verir, anlık insafa gelir, nedensiz genleşir ama bil ki bu, nadirdir
bazen yavaşlar hayat sollayıp geçersin, bazen sen yavaşlarsın da hayatın seni sollamasını izlersin arkasından el sallayanlara rastlamışlığın vardır üstelik küstahlık değildir bu, olsa olsa bir çeşit çaresizlik
rüyalarımda yolumu kesiyorlar birkaç gecedir, ellerinde orta çağ yapımı paslı kılıçlar dikkatimi çekmeden kimisi takipte her hareketimi, tepeden tırnağa siyah tül kuşanmışlar çok hırçınlar, öfkeli, asabi; becerebilseler bir kaşık suda beni boğacaklar sabırla katlanıyorum kalubeladan kalma hallerine, bazen de gülüp geçiyorum öylesine işte Şirâze
yükte hafif pahada ağır da olsa hiçbir şeyi biriktirmiyorum pullar, kartpostallar, fotoğraflar… iplerini kopardım geçmişimin dolansın dursun uzay boşluğunda bütün yaşanmışlar hiçbir şeyi sakınmıyorum senin dışında
bugün de mi olmadı, Sirâze?
olmadı, ama bu
hiç olmayacağı anlamına gelmez
yorulmuşsundur belki,
belki de hedefin vurulmuştur bir öngörülemez tarafından
ya da sadece vazgeçmişsindir gayenin önemsizliğini fark edip
o an en tehlikelisi boşluğa kendini bırakmandır
boşluk Şirâze, senin kararlarını önemsemeden bir bütün olarak seni yutar
yine de onun bile vardır zaafları;
açık verir, anlık insafa gelir, nedensiz genleşir
ama bil ki bu, nadirdir
bazen yavaşlar hayat sollayıp geçersin,
bazen sen yavaşlarsın da hayatın seni sollamasını izlersin
arkasından el sallayanlara rastlamışlığın vardır üstelik
küstahlık değildir bu, olsa olsa bir çeşit çaresizlik
şiirleri harp meydanı
şairin
kandili aşk
benim de sensin
biriktirilmiş öykülerim
gecelerini aydınlatacak bir kandilim
hükmet diye sınırları çekilmemiş bir memleketim
var seni bekleyen
Şirâze’m
ben en iyisi sıfıra dönüp yeni bir başlangıca girişeyim
belki bu sefer bulurum çıkışını yerkürenin
ya da sonunda Şirâze’m, sana varabilirim
rüyalarımda yolumu kesiyorlar birkaç gecedir,
ellerinde orta çağ yapımı paslı kılıçlar
dikkatimi çekmeden kimisi takipte her hareketimi,
tepeden tırnağa siyah tül kuşanmışlar
çok hırçınlar, öfkeli, asabi;
becerebilseler bir kaşık suda beni boğacaklar
sabırla katlanıyorum kalubeladan kalma hallerine,
bazen de gülüp geçiyorum öylesine işte Şirâze
yükte hafif pahada ağır da olsa
hiçbir şeyi biriktirmiyorum
pullar, kartpostallar, fotoğraflar…
iplerini kopardım geçmişimin
dolansın dursun uzay boşluğunda
bütün yaşanmışlar
hiçbir şeyi sakınmıyorum
senin dışında
Çok banalsın kitle
Bir yerde bir yangın varsa ve söndüremiyorsan
Yakabildiği her şeyi yakar
Yanacak bir şey kaymayınca söner
Çekirge yaz bunu