Birkaç kez oynamaya çalışma girişimlerim başarısızlıkla sonuçlanınca; “zaten biz bu sopayla bu toplara neden vuruyoruz ki? ” sorusuyla kendimi avuttuğum oyun...
Hiçbir zaman seçilmişler kadar haklı olamayacaklarından atandıkları yerde kaldıkları süre içinde; düşünen,tartan,sorgulayan,anlayan insanlar tarafından; görevi kötüye kullanmaya müsait kişilikler olarak bakılacaktır kendilerine...
kac zamandır yüzüm traslı,gözlerim safak bekledi... uzarken ellerim,kulagım kiriste... olumu ozledim anne! yasamak ısterken delıce... ah verebilseydım keske yuregi avucunda kosan her bır anneye tepeden tırnaga ogula ve kıza kesmis bir ülkeyee armagan duslerımle sınırsız,diretmisligimle genc,saskınlıgımla cocuk devrederken sırdasıma usulca acılıverdi yanagımda tomurcuk... pir sultanı dusun anne! seyh bedrettini,börtluceyi,, insanları düsün anne! düsün ki yuregin sallansın,dusun ki o an günesli güzel günlere inanan mutlu bir yusufcuk havalansın... yani benim güzel annem! alasafagımda ülkemin yıldız ucurmak varken oturup yıldızlar icinde kendi buruk kanımı ictim... ne garip duygu su ölmek... öptügüm kızlar geliyor aklıma. geride masaüstünde boynu bükük kaldı kagıt kalem bagısla beni güzel annem.ogul tadında bir mektup yazmadım diye kızma bana elleri degsin istemedim gözleri degsin iistemedim aglayıp koklıcaktın,belki bir ömür koynunda tasıcaktın. yasamak agrısı asıldı boynuma oysa TÜRKÜ TADINDA YASAMAK ISTERDIM... kısacası güzel annem! bir cicegi düsünürken ürpermek yok... gülmek,umut etmek,özlemek,ya da mektup beklemek...gözleri yatırıp ıraklara. ölmek ne garip sey anne! baba olamayacagım örnegin.toprak olmak ne garip sey anne... beni burada arama anne! kapıda adımı sorma! saclarına yıldız dusmus koparma anne aglama bekle beni anne bir sabah cıkagelirim bir sabah anne bir sabah acını süpürmek icin actıgın da kapını...
o zaman senin çardağına çıkarken karıştırırken şarapla kendimi sana varsın gün geçtikçe her şeyde biraz kahır biraz bakır çalığı olsun lokmamızda bana soru sor artık beni kurtarma, konuştur beni yaz geceleri patlayan sağnaklara bağışla.
Birkaç kez oynamaya çalışma girişimlerim başarısızlıkla sonuçlanınca; “zaten biz bu sopayla bu toplara neden vuruyoruz ki? ” sorusuyla kendimi avuttuğum oyun...
Pc karşısında bir gün içinde 5 saatten daha fazla geçiren insanlar...
Hiçbir zaman seçilmişler kadar haklı olamayacaklarından atandıkları yerde kaldıkları süre içinde; düşünen,tartan,sorgulayan,anlayan insanlar tarafından; görevi kötüye kullanmaya müsait kişilikler olarak bakılacaktır kendilerine...
O Neredesin Firuze nin hemen başlangıcında bi bankın üzerinde göbek atışı belki bu adamı ömrü boyunca kurtarabilecek tek sahnelerdir benim için.
kac zamandır yüzüm traslı,gözlerim safak bekledi...
uzarken ellerim,kulagım kiriste...
olumu ozledim anne! yasamak ısterken delıce...
ah verebilseydım keske
yuregi avucunda kosan her bır anneye
tepeden tırnaga ogula ve kıza kesmis bir ülkeyee armagan
duslerımle sınırsız,diretmisligimle genc,saskınlıgımla cocuk devrederken sırdasıma
usulca acılıverdi yanagımda tomurcuk...
pir sultanı dusun anne! seyh bedrettini,börtluceyi,,
insanları düsün anne!
düsün ki yuregin sallansın,dusun ki o an günesli güzel günlere inanan mutlu bir yusufcuk havalansın...
yani benim güzel annem! alasafagımda ülkemin yıldız ucurmak varken
oturup yıldızlar icinde kendi buruk kanımı ictim...
ne garip duygu su ölmek...
öptügüm kızlar geliyor aklıma.
geride masaüstünde boynu bükük kaldı kagıt kalem
bagısla beni güzel annem.ogul tadında bir mektup yazmadım diye kızma bana
elleri degsin istemedim
gözleri degsin iistemedim
aglayıp koklıcaktın,belki bir ömür koynunda tasıcaktın.
yasamak agrısı asıldı boynuma
oysa
TÜRKÜ TADINDA YASAMAK ISTERDIM...
kısacası güzel annem!
bir cicegi düsünürken ürpermek yok...
gülmek,umut etmek,özlemek,ya da mektup beklemek...gözleri yatırıp ıraklara.
ölmek ne garip sey anne!
baba olamayacagım örnegin.toprak olmak ne garip sey anne...
beni burada arama anne!
kapıda adımı sorma!
saclarına yıldız dusmus koparma anne aglama
bekle beni anne bir sabah cıkagelirim
bir sabah anne bir sabah acını süpürmek icin actıgın da kapını...
o zaman
senin çardağına çıkarken
karıştırırken şarapla kendimi sana
varsın gün geçtikçe her şeyde biraz kahır
biraz bakır çalığı olsun lokmamızda
bana soru sor artık
beni kurtarma, konuştur
beni yaz geceleri patlayan sağnaklara bağışla.
“ölümden kokup da sonunu sayan
ölür gider yar koynuna giremez.”
Hadım tarih, kundakçı matematik, geri kafalı gramer
Evet bunlar gizlice örgütlenerek alnımıza
Verem Olmak Üretimi Düşürür ibaresini çizer
Mi/mu soru eklerinin ayrı yazılacağını öğrenirsek...BELKİ
Müslümanlığı ilk kabul edenlerden ve bildiğim kadarıyla cennet müjde edilen 10 kişi arasında adı geçmektedir.ilk ezanı okuyan Müslüman...